Ana içeriğe geç

Eames Roadshow İstanbul'da: Bir evden doğan tasarım mirası Ortaköy'e taşınıyor

Charles ve Ray Eames'in mobilyadan filme uzanan mirasını Eames House'tan ilham alan bir kurguyla sunan Eames Roadshow, 1-15 Ekim 2026'da Vitra desteğiyle Mozaik Ortaköy'de. Sergi, savaş sonrası modernizmin gündelik hayata nasıl sızdığını da yeniden düşündürüyor.

Erdem Kılıç3 dk okuma
Eames Roadshow İstanbul'da: Bir evden doğan tasarım mirası Ortaköy'e taşınıyor (Görsel: Unlimited)
Eames Roadshow İstanbul'da: Bir evden doğan tasarım mirası Ortaköy'e taşınıyor (Görsel: Unlimited)

Charles ve Ray Eames'in tasarım mirasını farklı dönemlerden nesneler üzerinden bir araya getiren gezici sergi Eames Roadshow, 1-15 Ekim 2026 tarihleri arasında Vitra desteğiyle Mozaik Ortaköy'de izleyiciyle buluşuyor. Serginin öncesinde, 30 Eylül'de Pasaj Zivo'da Vitra Tasarım Klasikleri Direktörü Dr. Stine Liv Buur'un katıldığı bir söyleşi düzenlendi.

Vitra Campus'te başlayan proje modüler bir yapıya sahip. Bu sayede sergi gittiği her şehirde bulunduğu mekâna göre yeniden kuruluyor. İstanbul'dan önceki duraklardan biri Slovenya'nın başkenti Ljubljana'ydı. Sergi orada Nisan 2026'da Fužine Şatosu'nda gösterildi ve açılışa bir konferans eşlik etti. Ljubljana programında Eames çiftini anlatan Eames: The Architect and the Painter belgeselinin gösterimi de vardı.

Bir evden doğan sergi kurgusu

Roadshow'un sergileme anlayışının çıkış noktası, çiftin Los Angeles'ın Pacific Palisades semtindeki evi Eames House. Case Study House No. 8 olarak da bilinen yapı, Arts & Architecture dergisinin editörü John Entenza'nın 1945'te başlattığı Case Study House programı kapsamında tasarlandı. Projenin ilk hali Charles Eames ile Eero Saarinen'e aitti. Çift, 1947'den itibaren planı köklü biçimde değiştirdi ve arazideki çayırı korumak için yapıyı 90 derece döndürdü. Prefabrik çelik elemanlar ve camla inşa edilen ev 1949'da tamamlandı. Eames'ler aynı yılın Noel arifesinde eve taşındı. Ev bugün ABD'de Ulusal Tarihi Simge Yapı statüsünde.

Endüstriyel bir iskeletin içinde renkli, katmanlı ve kişisel eşyalarla dolu iç mekânlar, Eames estetiğinin belki de en iyi özeti. Roadshow da bu iç mekânlardan yola çıkıyor ve Plywood Group, Shell Sandalye ve Aluminium Group gibi koleksiyonları aynı kurgu içinde sunuyor. Sergi metinleri, çiftin "tarz için tarz" yaklaşımını reddettiğini, tasarımı bir problem çözme işi olarak gördüğünü özellikle vurguluyor. Eames'lerin sık aktarılan bir benzetmesine göre tasarımcının rolü iyi bir ev sahibininkine benzer: misafirinin ihtiyacını önceden sezen biri.

Plastik sandalyeden Lounge Chair'e

Sergideki parçaların her biri, savaş sonrası tasarım tarihinde ayrı bir eşiği temsil ediyor. 1948'de New York'taki Museum of Modern Art, savaş sonrası küçük konutlara uygun ucuz mobilya arayışıyla bir uluslararası tasarım yarışması düzenledi. Eames ofisi, UCLA'dan mühendislerle hazırladığı oturma elemanı önerileriyle yaklaşık 3.000 başvuru arasından kategorisinde ikinciliği paylaştı. Bu çalışmaların devamında ortaya çıkan kalıplanmış plastik koltuk 1950'de piyasaya sürüldü ve seri üretilen ilk plastik sandalye olarak tarihe geçti.

Kalıplanmış kontrplak deneyleri ise Plywood Group'u ve sergide de yer alan Eames Elephant gibi oyuncak benzeri nesneleri doğurdu. 1956'da tanıtılan Lounge Chair ve ottoman, endüstriyel üretimle zanaat duygusunu birleştiren bir lüks mobilya ikonuna dönüştü. Eames'lerin üretimi bununla da sınırlı değil. Çift film, sergi tasarımı, grafik ve oyuncak alanlarında da çalıştı. Powers of Ten gibi kısa filmleri bugün hâlâ bilim iletişimi derslerinde gösteriliyor.

Vitra ile Eames arasındaki köprü

Serginin arkasında üç kuşaktır süren bir ilişki var. Vitra'nın kurucusu Willi Fehlbaum, 1953'te bir New York seyahatinde Eames tasarımı bir sandalyeyle karşılaştı. O dönemde mağaza donanımı üreten bir işletmenin sahibiydi ve bu tasarımı Avrupa'ya taşımak istedi. Çiftin ABD'deki üreticisi Herman Miller ile yürüttüğü görüşmeler 1957'de sonuç verdi ve Vitra, George Nelson, Alexander Girard ve Isamu Noguchi tasarımlarını da kapsayan koleksiyonu lisansla üretmeye başladı. Fehlbaum aynı yıl Eames House'u ziyaret etti. Mesleki olarak başlayan ilişki zamanla iki aile arasında dostluğa dönüştü. Bugün Vitra Eames tasarımlarının Avrupa'daki üreticisi. Bu nedenle Roadshow, bir müze sergisinden çok bir tasarım evinin kendi mirasını anlattığı bir sunum olarak da okunabilir.

Türkiye'den bakış

Eames adı Türkiyeli okura ilk bakışta uzak, hatta lüks bir referans gibi gelebilir. Oysa çiftin biçim dili bu ülkede şaşırtıcı ölçüde gündelik. İstanbul'daki kafelerin, ofislerin ve ev mutfaklarının önemli bir kısmında, ahşap ya da tel ayaklı kabuk sandalyelerin sayısız türevi duruyor. Çoğu lisanslı ürün değil, biçimin kendisi anonim bir ortak dile dönüşmüş durumda. 1948'de ucuz ve erişilebilir mobilya hedefiyle başlayan bir arayışın, yetmiş yılı aşkın bir süre sonra kopyalar üzerinden kitleselleşmesi tasarım tarihinin ironik dönemeçlerinden biri.

Serginin İstanbul durağı, Türkiye'nin savaş sonrası modernizmle ilk yakın temasını da hatırlatıyor. 1955'te açılan İstanbul Hilton, Amerikan SOM ofisi ile Sedad Hakkı Eldem'in ortak çalışmasıydı ve Case Study evlerinin ait olduğu aynı uluslararası üslubu Boğaz kıyısına taşıdı. Ortaköy'de bir tasarım sergisi gezmek, bu açıdan bir mobilya koleksiyonunu görmekten fazlası. Bir dönemin konut, sanayi ve gündelik yaşam üzerine kurduğu iyimser hayali yerinde sorgulama fırsatı. Özellikle evini düzenleyen okur için ders açık: Eames House'un gösterdiği gibi, modern bir mekân ile kişisel olarak biriktirilmiş nesneler, renkler ve imgeler birbirine rakip değil. Aynı duvarda, aynı rafta yan yana yaşayabilirler.

İlgili Yazılar