Ahmet Öğüt'ün Afro-Kürt Fütürizmi: Diyarbakır'dan İstanbul'a bir spekülatif anlatı
Ahmet Öğüt'ün yeni video yerleştirmesi Prolog: Afro-Kürt Fütürizmi, 10 Eylül'de Diyarbakır'daki Loading'de, 11 Eylül'de ise İstanbul'daki THE PILL'de izleyiciyle buluşuyor. Çalışma, Afrofütürizmin mirasını Kürt deneyimiyle yan yana getiriyor.

Ahmet Öğüt'ün yeni video yerleştirmesi Prolog: Afro-Kürt Fütürizmi (Futurîzma Afro-Kurdî), 10 Eylül'de Diyarbakır'daki Loading'de ilk kez izleyiciyle buluşuyor. Sanatçının 1981'de doğduğu kentte açılan çalışma 21 Eylül 2026 tarihine kadar görülebilecek. Aynı iş, 11 Eylül'de İstanbul'da THE PILL'de açılan kişisel serginin de merkezinde yer alıyor. Böylece Öğüt'ün pratiğinde uzun süredir izini sürdüğümüz bir arayış, hâkim tarih yazımının dışında kalan deneyimlerden başka türlü anlatılar üretme çabası, bu kez geleceğe doğru genişliyor.
Sun Ra'dan Afro-Kürt Fütürizmi'ne
Çalışmanın çıkış noktası Afrofütürizmin köklerinde yatıyor. Alabama doğumlu, 1950'lerin ortasında Chicago'da Arkestra'sıyla kendine özgü bir ses kuran Sun Ra, gezegeni Satürn'ü memleket ilan eden mitsel kişiliğiyle bu düşüncenin öncülerinden sayılır. Sun Ra kostümü, şiiri, koreografiyi ve uzay çağı anlatısını tek bir bütün hâline getirmiş, eski Mısır göndermeleriyle Afrika kültürünü çağın teknolojisiyle harmanlamıştı. Afrofütürizm ise bu mirası genişleterek Afrika diasporasının deneyimini bilim, teknoloji ve spekülatif kurgu üzerinden okuyan bir kültürel yaklaşıma dönüştü.
Öğüt, Sun Ra'nın mit yaratma pratiğinden ve Afrofütürizmin müzik, edebiyat, görsel sanatlar ve diasporik düşünce üzerindeki etkisinden hareketle, Afrika ve Kürt dünyaları arasındaki tarihsel, kültürel ve siyasal bağların izini sürüyor. Sanatçı, geçmişi yeniden okurken geleceği spekülatif bir alan olarak kullanan bu geleneği Kürt deneyimiyle ilişkilendiriyor ve "Afro-Kürt Fütürizmi" kavramını, iki deneyim arasındaki temaslardan yola çıkarak başka ortaklıkların ve geleceklerin düşünülebileceği bir alan olarak öneriyor.
Belge, hafıza ve olasılık
Arşiv malzemeleriyle yeni çekilmiş görüntüleri bir araya getiren yerleştirme, altı katılımcının anlatıları üzerinden mit, hafıza, yerinden edilme ve kültürel dolaşım temalarına odaklanıyor. Belge ile kurmacayı, yaşanmış tarih ile henüz gerçekleşmemiş olasılıkları yan yana getiren yapı, Öğüt'ün hikâye anlatımına yaklaşımının tanıdık bir uzantısı. Çalışmanın araştırma süreci New York merkezli Foundation for Arts Initiatives (FfAI) desteğiyle yürütüldü.
Bu ilgi, sanatçının pratiğine yabancı değil. Van Abbemuseum'daki Forward! ve Kunstverein Dresden'deki Bakunin's Barricade gibi sergilerde kolektif eylem, kurumsal eleştiri ve toplumsal katılım üzerine düşünen Öğüt, mültecilerle birlikte yürüttüğü bilgi paylaşım platformu The Silent University'yle 2013'te The Visible Award'a değer görülmüştü. Venedik, İstanbul, Gwangju ve Sydney bienalleri gibi pek çok uluslararası platformda yer alan sanatçının işleri, sıklıkla mizahı görünmez kılınmış tarihleri yeniden görünür kılmanın bir aracı olarak kullanıyor.
Çalışmanın Diyarbakır ayağının Loading'de açılması da anlamlı. 2017'de Şener Özmen, Erkan Özgen, Cengiz Tekin ve Deniz Aktaş tarafından kurulan, sanatçı inisiyatifi olarak işleyen bu bağımsız mekân, bölgedeki genç sanatçılara alan açmayı ve Diyarbakır'ı uluslararası çağdaş sanat diyaloğuna eklemeyi hedefliyor. İstanbul'da işin görüleceği THE PILL ise 2016'da Suela Cennet tarafından tarihi yarımadada kurulmuştu. Böylece aynı çalışma, iki farklı kentin ve iki farklı sanat coğrafyasının hikâyesini de yanına alıyor.
Türkiye'den bakış
Afrofütürizmin, sözlü anlatının ve mitin bir topluluğu geleceğe taşıma gücüne yaslandığını hatırlarsak, kavramın Kürt deneyimiyle kurulan teması hiç de uzak durmuyor. Kürt kültüründeki dengbêj geleneği de tıpkı Sun Ra'nın mit yaratımı gibi hafızayı, kaybı ve aidiyeti sesle, tekrarla ve anlatıyla kuşaktan kuşağa aktaran bir pratik. İki farklı coğrafyanın, benzer biçimde yerinden edilme ve görünmezlik deneyimlerini kendi mitleriyle dönüştürme çabası, bu projedeki eşleşmeyi Türkiyeli okur için okunaklı kılıyor.
Öte yandan spekülatif gelecek fikri, Türkiye görsel kültüründe çoğu zaman geçmişe ve belleğe bakışla iç içe ilerledi. Arşivi, sözlü tarihi ve yerel anlatıyı esas alan bir sanatçı kuşağı, resmi tarihin dışında kalan sesleri kayda geçirmeyi uzun süredir dert edindi. Öğüt'ün işi bu damarı bir adım öteye taşıyıp "ne olmuştu" sorusunun yanına "başka türlü ne olabilirdi" sorusunu ekliyor. Bir metal poster ya da duvar işi seçerken bile aslında bir gelecek tahayyülü, bir aidiyet imgesi seçtiğimizi düşünürsek, mitin ve imgenin geleceği kurma gücü sandığımızdan daha gündelik. Afro-Kürt Fütürizmi, tam da bu gündelik hayal gücünün sanattaki karşılığını hatırlatıyor.
Kaynak: Unlimited
Editoryal ilkelerimiz

