Ana içeriğe geç

L+S Contemporary Alaçatı'da: Ege'de Yeni Bir Çağdaş Sanat Sezonu

Lal ve Selmin Ösen'in bağımsız platformu L+S Contemporary, Dirimart iş birliğiyle Alaçatı'daki Nonna Private'ta ilk yaz sezonunu gerçekleştirdi. İnci Eviner'den Peter Zimmermann'a uzanan seçki, İzmir'de kalıcı bir yapının ilk adımı olarak konumlanıyor.

Erdem Kılıç3 dk okuma
L+S Contemporary Alaçatı'da: Ege'de Yeni Bir Çağdaş Sanat Sezonu (Görsel: Artdog Istanbul)
L+S Contemporary Alaçatı'da: Ege'de Yeni Bir Çağdaş Sanat Sezonu (Görsel: Artdog Istanbul)

İzmir'in yazlık kimliğiyle anılan Alaçatı'sı bu sezon alışılmadık bir konuk ağırladı: çağdaş sanat. Lal ve Selmin Ösen'in 2025'te kurduğu bağımsız platform L+S Contemporary, ilk yaz programını Port Alaçatı'daki Nonna Private mekanında gerçekleştirdi. Londra'da işletme ve sanat eğitimi alan, daha önce pazarlama ve e-ticaret alanında çalışan iki kardeş, doğup büyüdükleri İzmir ve Çeşme çevresinde çağdaş sanata yeni buluşma alanları açmayı hedefliyor.

Programın belkemiğini, İstanbul'un köklü galerilerinden Dirimart ile kurulan iş birliği oluşturuyor. 2002'de Hazer Özil tarafından kurulan ve bugün Dolapdere ile Pera'daki mekanlarıyla İnci Eviner, Ayşe Erkmen, Sarkis ve Ebru Uygun gibi isimleri temsil eden Dirimart, sezonun eserlerini sağlıyor. Sanatçı seçimi, sergi kurgusu ve küratöryel yaklaşım ise L+S Contemporary'ye ait. Dirimart'ın bölgeyle tanışıklığı yeni değil; galeri daha önce de "Dirimart Presents" başlıklı yaz sergileriyle Alaçatı'da görünmüştü.

Sezonun haritası

Program, 5 Haziran'da açılan bir karma sergiyle başladı. İnci Eviner, Seçkin Pirim, Summer Wheat, Berke Yazıcıoğlu, Gabriela Těthalová ve Çağla Ulusoy'un işlerini bir araya getiren bu seçkiyi, yaz boyunca kişisel sergiler izledi: Çiğdem Aky, Alisa Sibirskaya, Peter Zimmermann, Ebru Uygun, Çağla Ulusoy ve Ebru Duruman. Eylül başında Austin Eddy'nin sergisi izleyiciyle buluştu; sezon, İzmirli genç sanatçı Yasemin Öncü'nün 8-13 Eylül tarihli sergisiyle sürüyor. Sergilerin yanında bir de heykel bahçesi kuruldu; burada Tony Cragg, Anselm Reyle ve Jorinde Voigt'un işleri yaz boyunca açık havada görülebildi. Ösenler, programı tek seferlik bir deneme değil, İzmir'de yıl boyu süren kalıcı bir yapının ilk adımı olarak tanımlıyor.

Kuşakları ve coğrafyaları buluşturan bir seçki

Seçkinin en dikkat çekici yanı, farklı kuşak ve coğrafyaları aynı çatı altında toplaması. İnci Eviner, 2019'da 58. Venedik Bienali'nde Türkiye Pavyonu'nu "We, Elsewhere" yerleştirmesiyle temsil etmiş, Hannah Arendt'in "We Refugees" metninden yola çıkmıştı; işleri Centre Pompidou ve Guggenheim gibi koleksiyonlarda yer alıyor. Alman sanatçı Peter Zimmermann ise 1980'lerin sonunda ürettiği "Book Cover Paintings" serisi ve epoksi reçineyle kurduğu katmanlı, dijital kaynaklı yüzeyleriyle tanınıyor; işleri MoMA ve Centre Pompidou koleksiyonlarında bulunuyor. Zimmermann'ın kendi sergisi için Alaçatı'ya gelmesi, programın öne çıkan anlarından biri oldu.

Genç kuşaktan Austin Eddy, figür ile soyut arasında gidip gelen, kübist bir dile yaslanan ve son dönemde kuş imgesine odaklanan tuvalleriyle biliniyor. Summer Wheat, akrilik boyayı ince file üzerinden geçirerek dokuma kumaşı andıran yüzeyler kuran tekniğiyle emek, kadınlık ve gündelik yaşam temalarını işliyor. Türk heykelinin öne çıkan adlarından Seçkin Pirim ise neo-minimalist formları ve Louis Vuitton'un İstanbul mağazası için tasarladığı cephe gibi tasarım ile sanatın kesiştiği işleriyle tanınıyor. Ösenler'e göre uluslararası isimlerle genç sanatçıları yan yana getirmenin amacı bir hiyerarşi kurmak değil, izleyicinin gözünü açacak bir diyalog yaratmak.

Türkiye'den bakış

Türkiye'de çağdaş sanatın uzun süre İstanbul'a sıkışmış olması, son yılların en görünür kırılmalarından biriyle çözülmeye başladı: sanat, yazın nüfusun aktığı Ege kıyılarına taşınıyor. Bodrum'daki galeri şubeleri, 2024'te Alaçatı'da açılan ve Victor Vasarely seçkisini kalıcı olarak barındıran Arkas Sanat Alaçatı ve şimdi L+S Contemporary, "sanat sezonu"nu takvimin dışına, tatilin coğrafyasına yayan bir eğilimin parçası. Bu model hem fırsat hem risk taşıyor. Fırsat, güçlü bir kültürel geçmişe sahip ama çağdaş sanat altyapısı görece zayıf kalmış bir kentin nihayet kendi ekosistemini kurmaya başlaması. Risk ise sanatın yalnızca yazlık bir dekora, koleksiyoner sohbetlerinin fonuna dönüşmesi.

İzmir, bir zamanlar Akdeniz'in en kozmopolit limanlarından Smyrna'nın mirasçısı olarak bu potansiyele sahip. Türk resminde Ege ışığı ve kıyı manzarası uzun süredir bir gelenek besledi; erken Cumhuriyet ressamlarından bugüne uzanan bu bağ, çağdaş sanatın bölgeye taşınmasını yabancı bir hamle olmaktan çıkarıyor. Asıl soru, yazın gelen ilginin ne kadarının kışın da açık kalan mekanlara, sürekli programlara ve yerel sanatçının kalıcı görünürlüğüne dönüşeceği. L+S Contemporary'nin İzmir'de yıl boyu süren bir yapı kurma niyeti, tam da bu sınavın işareti olacak.

İlgili Yazılar