Ana içeriğe geç

ArtRedCo'nun yeni sergisinde beş genç ressam ilk kişisel sergilerini açıyor

ArtRedCo, 2026 sezonunu Şişhane'deki Meşrutiyet 76'da beş genç sanatçının ilk kişisel sergileriyle açtı. Başlığını Alighiero Boetti'nin ikilik düşüncesinden alan "Ben Benim, O da O" 24 Ekim'e kadar görülebilir.

Erdem Kılıç4 dk okuma
ArtRedCo'nun yeni sergisinde beş genç ressam ilk kişisel sergilerini açıyor (Görsel: Artdog Istanbul)
ArtRedCo'nun yeni sergisinde beş genç ressam ilk kişisel sergilerini açıyor (Görsel: Artdog Istanbul)

İstanbul'da genç sanatçılar için en büyük eşik çoğu zaman ilk kişisel sergi oluyor. Bir karma sergide birkaç eserle yer almak görece kolay. Tek başına bir mekânı dolduracak bir bütün kurmak, bunun için alan ve destek bulmak ise başka bir şey. ArtRedCo'nun 2026 sezonunu açan "Ben Benim, O da O" sergisi tam bu eşiğe odaklanıyor. Mehmet Anık, Mevsim Çağan, Ezgi Kanargı, Ayça Selcen Korgun ve Gizem Şanlı'nın ilk kişisel sergileri 24 Eylül ile 24 Ekim arasında Şişhane'deki Meşrutiyet 76'da aynı çatı altında gösteriliyor.

Bir bina, beş ayrı sergi

Meşrutiyet 76, adını Pera'daki Meşrutiyet Caddesi üzerindeki tarihi binanın adresinden alıyor. Yedi katlı yapı, ArtRedCo'nun daha önceki projelerinde de katların her biri ayrı bir sanatçıya bırakılarak kullanılmıştı. Kurumun 2025'te 18. İstanbul Bienali dönemine denk gelen "Meşrutiyet 76" sergisinde Fatih Alkan, Vahap Avşar, Alper Aydın, Aytuğ Aykut, Serkan Özkaya, Vahit Tuna ve Yuşa gibi yerleşik isimler her biri bir katta yer almıştı. O sergide de ortak bir tema yerine yan yana var olma fikri öne çıkıyordu.

Yeni sergi aynı mekânsal kurguyu bu kez kariyerinin başındaki sanatçılara açıyor. Her kat bir sanatçının üretim ve ifade alanına dönüşüyor. Serginin başlığı da bu kurguyu destekliyor: beş ismi bir kuşak etiketi ya da ortak bir tema altında toplamak yerine her birinin üretimini kendi ağırlığıyla göstermeyi seçiyor.

Boetti'den ödünç alınan bir ikilik

Başlık, Artdog Istanbul'un aktarımına göre İtalyan sanatçı Alighiero Boetti'nin "ben ve sen" yaklaşımından yola çıkıyor. 1940'ta Torino'da doğan, 1994'te Roma'da ölen Boetti, Arte Povera'nın önde gelen temsilcilerinden ve 20. yüzyılın ikinci yarısında İtalyan kavramsal sanatının en etkili figürlerinden biri sayılıyor. Sanatçının kimlik üzerine düşüncesi en iyi 1968 tarihli "Gemelli" adlı fotomontajda görülüyor. Boetti bu çalışmada kendini kendi elini tutarken, kendine eşlik ederek yürürken gösteriyor ve görüntüyü elli kadar arkadaşına postalıyor. Bu çift imgeden yola çıkarak 1971'de imzasını "Alighiero e Boetti" olarak değiştiriyor: ad ile soyadı arasına giren "ve", sanatçının tek ve bütünlüklü bir benlik fikrine duyduğu kuşkunun işareti.

Bu arka plan, sergi başlığının nasıl okunabileceğine dair ipucu veriyor. "Ben Benim, O da O" bir yandan her sanatçının bireyselliğini vurguluyor, öte yandan beş ayrı sesin aynı binada karşılaşmasından doğan ilişkiyi de görünür kılıyor.

Beş sanatçı, ortak bir zanaat zemini

Sanatçıların eğitim yolları birbirinden farklı. Ancak hepsinin yolu Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü'nden geçiyor ve hepsi resmi baskı, seramik, fotoğraf ya da kâğıt gibi başka mecralarla birlikte düşünüyor:

  • Gizem Şanlı (1996, Mersin), siyaset bilimi eğitiminin ardından resme geçti. Üniversitenin uygulama atölyesinde litografi çalışarak baskı ile resim arasında bir bağ kurdu. Bölümünü 2025'te birincilikle bitirdi.
  • Mehmet Anık (1997, İstanbul), Erasmus ile Milano'daki Brera Akademisi'nde okudu, 2023 ile 2025 arasında Derin Print Shop'un gravür atölyesinde çalıştı.
  • Ezgi Kanargı (2001, İzmir), ağırlıklı olarak yağlıboya çalışıyor, gravür de üretiyor.
  • Mevsim Çağan (2002, İstanbul), Münih Güzel Sanatlar Akademisi'nde eğitim gördü. Resmin yanında litografi, seramik ve kâğıt üretimiyle ilgileniyor. İlk kişisel sergisi "Dear Diary, Memory Storage" 2025'te Münih'te açıldı. Sürreya Ağaoğlu Resim Yarışması'nda mansiyon ve ödül aldı.
  • Ayça Selcen Korgun (2000, İstanbul), kent yaşamı ve mekânın parçalanması üzerine çalışıyor. Kendi çektiği fotoğrafları fotomontajla dönüştürüp tuvale taşıyor, baskı resmin saydamlık ve yansıma olanaklarından yararlanıyor.

Korgun'un fotomontaj temelli yöntemi, başlığın kaynağı olan Boetti'nin "Gemelli" fotomontajıyla da ilgi çekici bir akrabalık kuruyor.

ArtRedCo 2024'te kuruldu. Kurucusu Hülya Kızılırmak, 11 yıl İstanbul ArtNews ve ArtUnlimited'da proje ve reklam direktörlüğü yaptı. Kızılırmak, genç sanatçıların çoğu zaman yeterli üretim ve sergileme olanağına ulaşamadığını vurguluyor. Kurumun bu yılki fotoğraf projesi "The Art of Photography Istanbul: Rooms/Odalar" da farklı kuşaklardan fotoğrafçıları buluştururken gençlere alan açmayı hedeflemişti.

Türkiye'den bakış

Serginin asıl dikkat çekici yanı, beş sanatçının neredeyse tamamının üretimini baskı atölyesinden geçirmiş olması. Türkiye'de gravür, litografi ve serigrafi uzun süre akademilerin baskı resim bölümlerinde ve sınırlı sayıda atölyede yaşadı. Resim bölümünden çıkan genç sanatçılar için bu teknikler çoğu zaman bir yan uğraş olarak kaldı. Bugün tablo değişiyor: bağımsız baskı atölyeleri, açık atölye programları ve uluslararası değişim programları sayesinde genç ressamlar baskıyı resmin bir uzantısı değil, kendi başına bir düşünme biçimi olarak ele alıyor. Erasmus deneyimi de burada önemli bir rol oynuyor: Milano ve Münih gibi akademilerde edinilen atölye kültürü İstanbul'a geri taşınıyor.

Öte yandan sergi, İstanbul sanat ortamının kronik bir sorununa işaret ediyor. Galeriler genellikle kendini kanıtlamış isimlerle çalışmayı tercih ediyor, genç sanatçılar ise yarışmalar, karma sergiler ve kısa süreli inisiyatiflerle görünürlük arıyor. Pera'daki eski apartman katlarının sergi alanına dönüştürülmesi bu boşluğu dolduran esnek bir model sunuyor. Böyle girişimlerin kalıcı olup olmayacağı, tek seferlik etkinliklerin ötesinde süreklilik kurabilmelerine bağlı. ArtRedCo'nun programı, en azından bu yönde atılmış dikkate değer bir adım olarak okunabilir.

İlgili Yazılar