Erkan Özdilek'in Zamanın Katmanları sergisi: Altın, petrol ve insan kalabilmek
Erkan Özdilek, elli yılı aşan üretiminden seçtiği yedi büyük ölçekli eseri Zamanın Katmanları başlığıyla 15-30 Ekim tarihleri arasında AKM'de sergiliyor. Sergi, savaş ile barış arasındaki gerilimi altın, gümüş ve petrol gibi yüklü malzemeler üzerinden ele alıyor.

İstanbul'un yenilenen kültür merkezi AKM, 15-30 Ekim tarihleri arasında Erkan Özdilek'in Zamanın Katmanları adlı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Berna Demirhan'ın küratörlüğünü yaptığı sergide yedi büyük ölçekli eser yer alıyor. Eserler, sanatçının elli yılı aşan sanat yaşamının farklı dönemlerinde üretildi. Eser sayısı az olsa da seçki retrospektif bir kesit sunuyor ve izleyiciye uzun bir üretim çizgisini birkaç durakta izleme imkânı veriyor.
Bir akademisyen sanatçının uzun yolu
Özdilek 1959'da Kayseri'nin Yeşilhisar ilçesinde doğdu. 1982'de Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nu bitirdi. Okul daha sonra Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesine katılmıştı. Aynı yıl Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde Başarı Ödülü aldı. Okulun grafik bölümünde asistan olarak çalıştı, ardından Marmara Üniversitesi'nde yüksek lisans ve sanat dalında doktora yaptı.
Sanatçının biyografisinde Avrupa ile kurulan bağlar belirgin bir yer tutuyor. Salzburg Akademisi'ne birçok kez burslu olarak kabul edildi. Avusturya hükümeti bursuyla Viyana'da, 1994-1996 yıllarında da Alman hükümeti bursuyla Düsseldorf ve Berlin'de projeler üretti. 1985'ten bu yana İstanbul, Ankara ve Bodrum başta olmak üzere pek çok kentte kişisel sergi açtı. Avusturya, Almanya, Güney Kore ve Azerbaycan'daki karma sergilere katıldı.
Öğretim üyeliği de üretiminin ayrılmaz bir parçası. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nden emekli olan Özdilek, Maltepe Üniversitesi'nde çağdaş sanat ve estetik dersleri veriyor. Marmara'da da farklı bölümlerin öğrencilerine Temel Sanat Eğitimi dersleri vermeyi sürdürüyor. Bir dönem Marmara Üniversitesi Uluslararası Yaz Akademisi bünyesinde “To Dream with Paper Pulp” başlıklı kağıt hamuru programını yönetmesi, malzemeye dayalı ve deneysel bir pratiğin uzun zamandır ilgi alanında olduğunu gösteriyor. SALT Araştırma arşivinde de sanatçının daha önce AKM'de açtığı bir sergiye ait belgeler bulunuyor. Bu da yeni sergiyi, sanatçı ile yapı arasındaki daha eski bir ilişkinin devamı olarak okumaya olanak tanıyor.
Malzemenin taşıdığı anlam
Özdilek'in son dönem işlerinde altın, gümüş ve petrol öne çıkıyor. Bu seçim yalnızca biçimsel değil. Üç malzeme de tarih boyunca servetin, rekabetin ve çatışmanın simgesi oldu. Sanatçı bunları tuvale ya da yüzeye taşıyarak maddi dünyanın bitmeyen hırsı ile insani değerler arasındaki karşıtlığı sorguluyor. Sergi metninde öne çıkan soru da bu: Her şeye rağmen insan kalabilmek mümkün mü?
Sanatçı, güncel olaylara karşı kayıtsız kalınamayacağını açıkça söylüyor: “Dünyada olup biten her şey sanatçıyı ilgilendirir, sanatçıyı rahatsız eder. Bizim işimiz hayatı yansıtmaktır, Gazze'deki çocuklar da dünyanın herhangi bir yerindeki açlık da sanatçının ilgi alanına girmelidir.”
Küratör Berna Demirhan ise eserlerin daha geniş bir felsefi çerçevesine dikkat çekiyor. Demirhan'a göre Özdilek, “eserlerinde yer verdiği kozalar gibi sabırla kendi ipeğini dokuyor”. Demirhan, sanatçının ahlak ile varoluş arasındaki bağı ve mikro ile makro kozmos arasındaki ilişkiyi araştırdığını, yerleşik tarih anlatılarının karşısına yaşamı merkeze alan bir bakış koyduğunu belirtiyor. Koza imgesi bu bağlamda anlamlı: dönüşümün, bekleyişin ve yavaş üretimin simgesi olarak sergi başlığındaki “katmanlar” fikriyle de örtüşüyor.
Forbes Türkiye'nin aktardığına göre Özdilek'in üç eseri Kasım 2026'da düzenlenecek COP31 iklim zirvesinde de sergilenecek. Petrol gibi bir malzemeyle çalışan bir sanatçının iklim zirvesinde yer alması, işlerinin savaş ve barış kadar ekolojik kriz okumasına da açık olduğunu düşündürüyor.
Türkiye'den bakış
Özdilek'in malzeme seçimi Türk görsel kültüründe derin bir karşılığı olan bir gerilime dokunuyor. Altın, bu topraklarda yüzyıllarca tezhip ve minyatür sanatında kutsalın ve değerli olanın dili olarak kullanıldı. Yazma eserlerin sayfalarında altın varak, metnin manevi ağırlığını görünür kılmanın yoluydu. Çağdaş bir sanatçının aynı malzemeyi petrolün yanına koyması, bu geleneksel anlamı tersyüz ediyor: altın artık kutsalı değil, açgözlülüğü ve onun bedelini işaret ediyor.
Koza imgesi de yerel bir hafızaya sahip. Bursa'daki Koza Han'dan Anadolu'nun ipek böcekçiliği geleneğine kadar koza, bu coğrafyada hem emeğin hem de sabırlı dönüşümün simgesi oldu. Demirhan'ın benzetmesi, Özdilek'in üretimini bu zanaat kültürüne yaklaştırıyor.
Sergi ayrıca Türkiye'de akademi ile atölye arasındaki köklü ilişkiyi hatırlatıyor. Cumhuriyet döneminden bu yana pek çok önemli sanatçı, üretimini öğretmenlikle birlikte sürdürdü ve kuşaklar boyunca öğrencilerinin görsel dilini biçimlendirdi. Özdilek de bu çizgide. Son olarak AKM'nin kendisi bir bağlam oluşturuyor: 2021'de yeniden açılan yapı, Türkiye'nin modernleşme anlatısının simgelerinden biri ve savaş ile insan değerleri üzerine düşünen bir sergi için anlamlı bir mekân.


