Mozart'ın Viyana yıllarındaki Costa kemanı İstanbul'da: 1764'ten bugüne bir enstrümanın yolculuğu
Uluslararası Mozarteum Vakfı koleksiyonundaki, Mozart'ın 1782'den ölümüne dek sahip olduğu Costa kemanı, İGA ART desteğiyle JETEX-İGA Terminali'nde düzenlenen konser ve sergiyle ilk kez Türkiye'de dinleyiciyle buluştu.

Wolfgang Amadeus Mozart'ın Viyana yıllarında çaldığı bilinen Costa kemanı ilk kez Türkiye'ye geldi. İGA İstanbul Havalimanı ile özel havacılık şirketi JETEX'in birlikte işlettiği JETEX-İGA Terminali, İGA ART desteğiyle 3 Ekim akşamı "Mozart'ın Kemanı İstanbul'da" başlıklı bir konser düzenledi. Salzburg'daki Uluslararası Mozarteum Vakfı (Internationale Stiftung Mozarteum) koleksiyonundaki keman, 4 ve 5 Ekim'de aynı terminalde sergilendi.
Konserde Mozart'ın Viyana dönemi eserleri ile iki keman için sonatlar piyano eşliğinde çalındı. Sahnede Moskova Çaykovski Konservatuvarı mezunu kemancı Nina Patrikidou, genç kemancı Yiannis Iatrou ve piyanist Evgenia Votanopoulou vardı. İGA CEO'su Selahattin Bilgen, sanatı ve estetiği "yolculuğun tam kalbine" yerleştirmek istediklerini söyledi. Mozarteum Vakfı CEO'su Linus Klumpner ise kemanı, Mozart'ın eserlerine de ilham vermiş zengin bir kültürel geleneğe sahip bir şehirde sunmaktan mutluluk duyduklarını belirtti.
Treviso'dan Viyana'ya: kemanın kimliği
Enstrümanın içindeki orijinal etikette "Pietro Antonio dalla Costa / fece in Trevisio Anno 1764" yazıyor. Dalla Costa, Venedik keman yapım okulunun saygın ustalarından biri sayılıyor. Kemanın gövdesi 357 milimetre. Üst kapağı ladin, arka kapağı belirgin damarlı akçaağaç. Mozarteum Vakfı, kemanın temel parçalarının özgün olduğunu ve çalınabilir durumda bulunduğunu açıklamıştı. Yalnız sap ve klavye, Romantik dönem repertuvarına uyum sağlamak için sonradan uzatılmış.
Mozart'ın bu kemanı 1781'de Viyana'ya yerleştikten kısa süre sonra edindiği düşünülüyor. Kaynaklar sahiplik dönemini 1782 ile 1791'deki ölümü arasına yerleştiriyor. Aynı yıllarda kendisi ve eşi Constanze için keman ve piyano sonatları yazdığı biliniyor. Aktarılanlara göre Constanze, eşinin bu kemanı sık sık çaldığını ve Viyana'daki konserlerde de kullandığını söylemiş.
Bir koleksiyon parçasının uzun yolculuğu
Mozart'ın ölümünden sonra keman, Constanze'nin elinden çıktı. 19. yüzyıl boyunca Mozart'ın belgeleriyle ilgilenen çevrelerde el değiştirdi. Kayıtlara göre bu çevrede Offenbach'taki müzik yayıncısı Johann Anton André ve Henkel ailesi de var. Keman 1909'da Londra'daki ünlü enstrüman firması W. E. Hill & Sons'a geçti. The Strad dergisi 1945'te kemanın sahiplik geçmişini fotoğraflarla belgeleyen bir yazı yayımladı.
Son sahibi Alman iş insanı Dr. Nicola Leibinger-Kammüller, kemanı 2013'te satın aldı ve aynı yıl Mozarteum Vakfı'na bağışladı. Vakıf kemanı Salzburg'daki Mozart müzelerinde sergiliyor ve düzenli olarak çaldırıyor. Koleksiyonda Mozart'a ait altı özgün enstrüman bulunuyor: Üç keman, bir viyola, bir piyano ve Die Zauberflöte'yi bestelediği klavikord. Kemanlardan biri, Salzburg saray ustası Andreas Ferdinand Mayr'ın yaptığı ve Mozart'ın altı yedi yaşlarında babasından aldığı düşünülen çocukluk kemanı.
Costa kemanı son yıllarda düzenli olarak yurt dışına götürülüyor. Aralık 2023'te New York'taki Manhattan School of Music'te öğrencilerin kullanımına açıldı. İstanbul'daki etkinliği andıran bir örnek de var: Keman Mayıs 2019'da Atina'da, bir hava taşımacılığı kuruluşunun yıllık toplantısıyla eş zamanlı düzenlenen Mozarteum Hellas açılış resepsiyonunda çalındı. O gece piyanoda yine Evgenia Votanopoulou vardı. Votanopoulou o dönem Mozarteum Hellas'ın başkanıydı. İstanbul ziyareti de böylece havacılık sektörü ile Mozarteum arasında kurulmuş bir işbirliği çizgisinin parçası olarak okunabilir.
Müzeden çıkan enstrüman tartışması
Tarihi enstrümanların sergi vitrininde mi kalacağı, yoksa çalınmaya devam mı edeceği, müzecilikte uzun süredir tartışılan bir konu. Mozarteum, kemanın sesini duyurmayı tercih ediyor ve sıkı koşullar altında seyahatine izin veriyor. Bu yaklaşım eseri yalnızca bakılan bir nesne olmaktan çıkarıp dinlenen bir belgeye dönüştürüyor. Öte yandan kemanın ilk Türkiye durağının bir müze ya da konser salonu yerine özel havacılık terminali olması, bu ziyaretin kurumsal etkinlik kimliğini de öne çıkarıyor. Bundan sonra benzer bir ziyaretin daha geniş bir dinleyici kitlesine açık bir mekânda yapılıp yapılmayacağı merak konusu.
Türkiye'den bakış
Klumpner'in sözünü ettiği "ilham", Türkiyeli dinleyicinin yakından tanıdığı bir tarihe işaret ediyor. Mozart'ın Costa kemanını edindiği düşünülen 1782 yılı, Die Entführung aus dem Serail'in Viyana'daki Burgtheater'da sahnelendiği yıldır. Osmanlı sarayında geçen bu Singspiel, mehter müziğinden esinlenen davul, zil ve üçgen sesleriyle dönemin Viyana'sında "alla turca" modasının simgelerinden biri oldu. Birkaç yıl önce yazılan ve finalindeki bölüm nedeniyle "Türk" lakabıyla anılan 5 numaralı keman konçertosu K. 219 ile piyano sonatı K. 331'in ünlü Rondo alla Turca finali de aynı ilginin ürünleri.
Bu eserlerdeki Türk imgesi, Osmanlı müziğinin aslına sadık bir aktarımı değil. Avrupa'nın Osmanlı'ya bakışını, korku ile merakın birbirine karıştığı bir egzotizmle yansıtıyor. Bu yüzden bir İstanbul sahnesinde Mozart'ın kemanını dinlemek, imgenin kaynağına dönüp aynı müziği başka bir kulakla duymak anlamına da geliyor. Türkiye'de klasik müzik izleyicisi Mozart'ı çoğunlukla kayıtlardan ya da çağdaş enstrümanlarla yapılan yorumlardan tanıyor. 18. yüzyıl Venedik okulundan gelen özgün bir enstrümanın sesi, dönem çalgılarıyla icra konusunu yerli dinleyicinin gündemine taşıyabilir. Asıl soru ise bu tür ziyaretlerin ileride konservatuvar öğrencilerine ve geniş bir kamuya açık programlarla sürüp sürmeyeceği.
Kaynak: Argonotlar
Editoryal ilkelerimiz

