PİLOT, 12 yıl sonra Sıraselviler'e döndü: "Eve Dönüş" ile bir galerinin hafızası
Azra Tüzünoğlu'nun kurduğu PİLOT, 1970'lerin bir gece kulübünden dönüştürülen Sıraselviler'deki eski mekânına 12 yıl sonra geri döndü. Dönüş, 14 sanatçının çoğunlukla yeni üretimlerini bir araya getiren "Eve Dönüş" sergisiyle kutlanıyor.

İstanbul'un güncel sanat sahnesinde on beş yılı aşkın bir geçmişe sahip PİLOT, 12 yıllık bir aranın ardından Sıraselviler Caddesi No. 83/2'deki eski adresine döndü. Galeri bu dönüşü 17 Eylül'de açılan ve 31 Ekim'e kadar sürecek "Eve Dönüş" sergisiyle karşılıyor. Sergi, adını taşıdığı fikri yalnızca başlığıyla değil, galeriyle yıllar içinde farklı biçimlerde ilişki kurmuş sanatçıları aynı çatı altında buluşturan kurgusuyla da işliyor.
Outlet'ten PİLOT'a: bir galerinin rotası
PİLOT'un hikâyesi, Azra Tüzünoğlu'nun 2008'de Tophane'de açtığı Outlet adlı galeriyle başlıyor. Tüzünoğlu'nun anlatımına göre Outlet, uluslararası deneyime sahip ama Türkiye'de yeterince temsil edilmeyen sanatçılara alan açma ihtiyacından doğmuştu. Yaklaşık üç yıl süren bu dönemin ardından galeri 2011'de PİLOT adını aldı ve Sıraselviler'e taşındı. İsim, hem yeni fikirlerin sınandığı bir deneme alanına hem de türbülansta sorumluluk alan bir pilota gönderme yapıyordu.
Sıraselviler'deki yapı, 1970'lerde popüler bir gece kulübü olarak kullanılmış, yaklaşık 700 metrekarelik bir mekân. Sergi salonunun yanı sıra fuaye, ofis ve sunum alanlarına sahip olan bu yapı, galerinin disiplinlerarası programının taşıyıcısı oldu. 2013'te kurulan Co-PİLOT da söyleşiler, gösterimler, performanslar, atölyeler ve sergilerle bu çok işlevli yaklaşımın bir uzantısı olarak çalıştı. Galeri sonraki yıllarda Karaköy'de, Mumhane Caddesi üzerindeki Laroz Han'da faaliyetini sürdürdü. Melih Çebi'nin 2023'teki "Baby on Board" sergisi ve suyu hem malzeme hem metafor olarak ele alan "Suyun Bildikleri" karma sergisi bu dönemin programından örnekler.
Sanatçı kadrosu ve uluslararası görünürlük
PİLOT'un temsil ettiği sanatçılar arasında en geniş uluslararası yankı uyandıran isimlerden biri Halil Altındere. Sanatçının Sulukule'deki kentsel dönüşümü hip-hop grubu Tahribad-ı İsyan'ın müzik videosu formunda ele alan 2013 tarihli "Wonderland" adlı videosu, 2015'te New York'taki MoMA PS1'de Klaus Biesenbach'ın organizasyonuyla gösterildi. Bu örnek, galerinin baştan beri savunduğu fikri, yani yerel meseleleri uluslararası bir dille konuşan sanatçıları destekleme hedefini somutlaştırıyor.
"Eve Dönüş" de bu kuşaklar arası yelpazeyi yansıtıyor. Sergide Hamra Abbas, Ece Ağırtmış, Atıf Akın, İrem Tok, Constantinos Taliotis, Halil Altındere, Tufan Baltalar, Murat Şahinler, Gözde Mimiko Türkkan, Uğur Cinel, Melih Çebi, M.K. Perker, Emir Erkaya ve Zeren Göktan'ın işleri yer alıyor. Yapıtların önemli bir bölümü bu sergi için üretildi. Böylece sergi bir arşiv gösterisinden çok, galerinin geçmişiyle bugünü arasında kurulan güncel bir diyalog olarak okunabiliyor. Tüzünoğlu'nun daha önce dile getirdiği gibi, kadrodaki sanatçıları birleştiren şey ortak bir üslup değil, meselelere içerikli bir sorgulamayla yaklaşmaları.
Mekânın kendisi bir anlatı olduğunda
Bir galerinin eski adresine dönmesi sanat dünyasında sık rastlanan bir durum değil. Galeriler genellikle kira artışları, mahallenin dönüşümü ya da büyüme ihtiyacıyla ileriye doğru taşınır. PİLOT'un geri dönüşü ise mekânı bir hafıza taşıyıcısı olarak öne çıkarıyor. Gece hayatından sanata devşirilmiş bir yapının, yıllar sonra aynı kurumu yeniden ağırlaması, sergi mekânının yalnızca beyaz bir kutu olmadığını, kendi geçmişiyle esere eşlik eden bir bağlam olduğunu hatırlatıyor. Galeri, galeri tanımının sınırlarını genişleten ve sergiyi farklı disiplinlerle ilişkilendiren yaklaşımını bu mekânda sürdürmeyi hedefliyor.
Türkiye'den bakış
PİLOT'un yolculuğu, son yirmi yılda İstanbul'daki güncel sanat haritasının nasıl yer değiştirdiğinin küçük bir özeti gibi. 2000'lerin sonunda Tophane, genç galerilerin yoğunlaştığı bir semtti; 2010'da açılış gecesinde galerilere yönelik saldırı, sanat mekânlarıyla mahalle arasındaki gerilimi kamuoyunun gündemine taşımıştı. Ardından Karaköy, liman bölgesindeki dönüşümle birlikte galerilerin, tasarım ofislerinin ve kafelerin yeni adresi oldu. Arter'in İstiklal Caddesi'nden Dolapdere'deki yeni binasına geçmesi gibi örnekler de kurumların merkez ile çeper arasında sürekli yer aradığını gösteriyor.
Bu tablo içinde Sıraselviler'e dönüş, Beyoğlu'nun Taksim'e yakın, eski eğlence kültürünün izlerini taşıyan dokusunu yeniden sanat üretimiyle buluşturuyor. Türkiye'de endüstriyel ya da işlevini yitirmiş yapıların sanat mekânına dönüştürülmesi artık tanıdık bir pratik; bir gece kulübünün galeriye dönüşmesi ise Beyoğlu'nun gece hayatıyla kurduğu tarihsel ilişkiyi görünür kılan ender örneklerden biri. Kalıcı mekân sorununun bağımsız galeriler için hâlâ temel bir mesele olduğu düşünüldüğünde, bir galerinin kendi geçmişine geri dönebilmesi, kurumsal sürekliliğin şehirde ne kadar kıymetli olduğunu da hatırlatıyor. İzleyici için ise "Eve Dönüş", İstanbul sanat ortamının son on beş yılını tek bir adreste okumak için iyi bir fırsat.


