Ana içeriğe geç

Sanat oyun parkına mı dönüşüyor? Gösteri eleştirisi ve düşünme zamanı

Fakewhale'in bienallerdeki "playground effect" eleştirisi, Süreyyya Evren'in yazısıyla Türkiye'ye taşındı. Evren, 2005'teki Serbest Vuruş tartışmasını hatırlatarak sorunun asıl kaynağının ciddi tartışma mecralarının erimesi olduğunu söylüyor.

Erdem Kılıç4 dk okuma
Sanat oyun parkına mı dönüşüyor? Gösteri eleştirisi ve düşünme zamanı (Görsel: Unlimited)
Sanat oyun parkına mı dönüşüyor? Gösteri eleştirisi ve düşünme zamanı (Görsel: Unlimited)

Uluslararası bienallerde en çok konuşulan işler artık kavramsal olarak en zorlayıcı olanlar değil. İçine girilebilen, üzerine uzanılabilen, fotoğrafı çekilip paylaşılabilen anıtsal yerleştirmeler öne çıkıyor. Dijital sanat platformu Fakewhale, 15 Mayıs 2026'da yayımladığı "Works Of Art As Spectacles Of Entertainment And Distraction" başlıklı yazısında bu eğilime "playground effect" adını verdi. Yazar, eleştirmen ve küratör Süreyyya Evren de Unlimited'daki son yazısında bu eleştiriyi ele alıyor, ama yalnızca katılmakla yetinmiyor ve şunu soruyor: Gidişat nereden değiştirilebilir?

Fakewhale ne diyor?

Fakewhale'in yazısına göre çağdaş sanat, eğlence sektörünün yapısını giderek benimsiyor. Kurumlar ziyaretçi sayısını artırmak için karmaşık fikirlerden uzaklaşıp yoğun renklere, tahmin edilebilir ses ortamlarına ve sürükleyici kurgulara yöneliyor. Yazı belirli sanatçıları hedef almıyor. Bunun yerine "top havuzları" ya da "aynalı labirentler" gibi genel türlerden söz ediyor. Ana tespit ise şu: Yüzlerce sanatçıyı devasa alanlara yayan bienal formatı, uyaran fazlalığıyla ziyaretçiyi yoruyor. Bu yorgunluğu ancak daha da gösterişli işler aşabiliyor. Süre, sessizlik ve dikkat isteyen pratikler bu yarışta geri planda kalıyor. Yazı, geleceğin radikal sanatının belki de çağdaş kültürün tükettiği bir şeyi, yani düşünmek için gereken zamanı yeniden canlandırmak olacağı cümlesiyle bitiyor.

Bu eleştiri yeni sayılmaz. Guy Debord 1967'de La Société du spectacle kitabında toplumsal ilişkilerin imgeler aracılığıyla kurulduğu bir düzeni tarif etmişti. B. Joseph Pine II ile James H. Gilmore ise 1999'da yayımlanan The Experience Economy ile ürün yerine deneyim satmayı bir iş stratejisi olarak tanımlamıştı. Müzelerin büyük salonlarını "deneyim" alanına çeviren örnekler de uzun süredir tartışılıyor. Carsten Höller'in 2006'da Tate Modern'in Turbine Hall'una kurduğu kaydıraklı Test Site bu tartışmanın en çok anılan örneklerinden biri oldu.

Evren'in itirazı: Peki neden?

Süreyyya Evren eleştirinin kendisinden çok hedefinin belirsizliğine takılıyor. Ona göre izleyiciden düşünme emeği beklemek hiçbir sanat dalında ana akımın parçası olmadı. Gişe filmleri, çok satan romanlar ve kalabalık tiyatro oyunları da "anlaşılmazlık, zorluk, muğlaklık ve rahatsızlığa" yaslanmıyor. Bunlar avangardın ve alternatif sahnelerin beklentileri. Evren'e göre güncel sanattaki asıl sorun, bu beklentinin kendine yer bulabileceği güçlü alternatif sahnelerin artık olmaması: Alternatif ile ana akım "aynı telden çalıyor".

Evren, izleyici görüşlerinin sanat dünyasında giderek önemsizleştiğini, buna karşın izleyici ilgisinin sürmesinin hâlâ şart olduğunu söylüyor. Böyle olunca geriye tek bir şey kalıyor: tekrarlanabilir bir deneyim vaadi. Değişimin başlayabileceği yer olarak gördüğü nokta "içeriğin önemsizleşmesi". Ona göre eserlere zaman ayrılabilmesi için bu çabanın karşılık bulacağı, tartışmaların ve birbirini ciddiye alan değerlendirmelerin buluştuğu mecralar gerekiyor. Evren bu mecraların yavaş yavaş eridiğini düşünüyor. Eleştirelliğin de çoğu zaman herkesin zaten katıldığı konularda "ben de aynı fikirdeyim" demeye indirgendiğini yazıyor.

2005'ten bir hatırlatma: Serbest Vuruş

Yazının belki de en değerli kısmı bir arşiv hatırlatması. Charles Esche ve Vasıf Kortun'un küratörlüğünü yaptığı 9. İstanbul Bienali kapsamında Halil Altındere'nin düzenlediği Serbest Vuruş sergisi 2005 sonbaharında 34 sanatçıyı bir araya getirmişti. Sergi 2006 baharında Diyarbakır'da da gösterildi. Dönemin eleştirmenleri, sergideki güçlü duygu yaratmaya yönelik fotoğrafik imgeleri, tabuları zorlayan konu seçimlerini ve toplumsal yaralara yapılan doğrudan göndermeleri tartışmıştı. BirGün'deki bir değerlendirme, benzer işlerin yan yana getirilmesini ve siyasetin ezen-ezilen ikiliğine indirgenmesini eleştiriyordu. Ahu Antmen ise Radikal'de serginin "politik söylemi bariz, mesajları bariz" olduğunu yazmış ve meselelerin yüzeyde bırakıldığı bir gösteriye benzediğini söylemişti. Altındere de bu eleştirilere, şikâyet eden ve travmayı pazarlık konusu yapan işlerle ilgilenmediğini söyleyerek karşılık vermişti.

Evren'in bu tartışmayı anmasının nedeni içeriğinden çok biçimi. O dönemde sanat çevresi "angaje" ya da "savgüden" gibi kavramlar üzerinden birbirine açıkça itiraz edebiliyordu. Gazete sayfaları bu itirazlara yer veriyordu. Evren'in bugün eksikliğini hissettiği şey de tam olarak bu sürtünme.

Türkiye'den bakış

Evren'in gözlemi Türkiye için özellikle önemli, çünkü burada eleştiri mecralarının kaybı somut olarak yaşandı. Antmen'in sözü edilen yazısını yayımlayan Radikal'in basılı baskısı 2014'te kapandı. Evren'in internette bulamadığı metinlere bugün ancak akademik tezlerdeki alıntılar üzerinden ulaşabilmesi, kurumsal hafızanın ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Öte yandan son yıllarda büyük şehirlerde ünlü ressamların eserlerini projeksiyonla duvarlara yansıtan sürükleyici gösteriler ve fotoğraf çekmek için tasarlanmış "deneyim müzeleri" çoğaldı. Bu da Fakewhale'in tarif ettiği eğilimin yalnızca Venedik ya da Kassel'e özgü olmadığını düşündürüyor. Yine de Evren'in uyarısı burada da geçerli: Gösteriyi suçlamak kolay, ama yavaş bakışa alan açacak yayınları, eleştiri sayfalarını ve tartışma ortamlarını kimin sürdüreceği sorusu yanıtsız duruyor. Türk görsel kültürü aslında yavaş bakışa yabancı değil. Minyatür ve hat gibi gelenekler izleyiciden yakından, uzun uzun ve tekrar tekrar bakmasını bekler. Belki de yeni bir mucize formüle ihtiyaç yoktur. Yerel çevrede yeniden kurulması gereken şey, bir esere ayrılan zamanın başka okurlar ve yazarlar tarafından karşılık bulduğu bir ortamdır.

İlgili Yazılar