Ana içeriğe geç

Whitney Houston Barbie oldu: bir pop imgesinin nesneye dönüşü

Whitney Houston, vefatından yıllar sonra ilk Barbie Signature bebeğine dönüştü. Mattel'in 1987 klibindeki mor elbiseli görünümü dondurduğu bu nesne, bir pop imgesinin nasıl kanona dönüştüğünü gösteriyor.

Erdem Kılıç3 dk okuma
Whitney Houston Barbie oldu: bir pop imgesinin nesneye dönüşü (Görsel: Bant Mag)
Whitney Houston Barbie oldu: bir pop imgesinin nesneye dönüşü (Görsel: Bant Mag)

Haftalık müzik gündeminden öne çıkan bir başlık, aslında görsel kültür açısından düşündürücü bir dönüm noktasına işaret ediyor. Whitney Houston, vefatından on dört yıl sonra ilk kez bir Barbie Signature bebeğine dönüştü. Mattel, koleksiyona yönelik bebeği sanatçının 63. doğum gününe denk gelecek şekilde 9 Ağustos'ta satışa sundu. Tanıtım ise bir gün önce, Whitney E. Houston Legacy Foundation ile Primary Wave Music'in düzenlediği beşinci Legacy of Love Gala'da yapıldı. Üretim, sanatçının mirasını yöneten Pat Houston'ın onayıyla gerçekleşti; yani ortada resmi olarak kutsanmış bir imge var.

Bebeğin görünümü rastgele seçilmemiş. 1987 tarihli "I Wanna Dance with Somebody (Who Loves Me)" klibindeki leylak rengi elbise, iri renkli küpeler, seksenlerin bukleli saçları ve elde bir mikrofon standıyla geliyor. Yaklaşık 60 dolarlık bebek, bir orijinallik sertifikasıyla satışa çıktı. Kısacası Mattel, koca bir kariyeri değil, tek bir klip karesini kalıcı bir nesneye çeviriyor.

Bir klip karesi nasıl ikon olur

O klibi hatırlamak, bebeğin neden bu haliyle üretildiğini anlamayı kolaylaştırıyor. "I Wanna Dance with Somebody (Who Loves Me)" videosunu, daha önce "How Will I Know"da da çalıştığı yönetmen Brian Grant ve koreograf Arlene Phillips imzaladı. Video, siyah beyaz bir kulis çerçevesini, mor bir fon önünde geçen renkli düş sahneleriyle iç içe kuruyordu. Yapımcı Clive Davis daha düşsel bir versiyon isteyince, o sahnelerin dozu artırılmıştı. Sonuçta akılda kalan tek bir şey oldu: mor elbiseli Houston. Mattel'in bebeği de tam olarak bu kareyi donduruyor. Yani bir sanatçının hatırlanma biçimi, çoğu zaman onun en çok dinlenen şarkısı değil, en çok bakılan görüntüsü üzerinden şekilleniyor.

Pop ikonlarını nesneye çeviren bir seri

Houston, Barbie Signature dizisinin uzun bir listesine katılıyor. Daha önce David Bowie (Ziggy Stardust kimliğiyle), Elvis Presley, Elton John, Tina Turner ("What's Love Got to Do with It"), Gloria Estefan ("Get on Your Feet"), Stevie Nicks (Rumours dönemi görünümüyle), Diana Ross ve Aaliyah gibi isimler aynı seride birer nesneye dönüştürülmüştü. Her bebek, sanatçının bütün kariyerini değil, belirli bir klibe ya da döneme ait tek bir görünümü kalıplaştırıyor. Bu, bir tür kanon kurma pratiği: performansçıyı ilk bakışta tanınan bir siluete indirgiyor.

Bu hamle, Houston mirasının nasıl yönetildiğiyle de örtüşüyor. 2020 ile 2022 arasında sahnelenen hologram turnesi, 2022 yapımı "Whitney Houston: I Wanna Dance with Somebody" biyografi filmi ve şimdi de bu bebek, benzer bir stratejinin parçaları. Sanatçının imgesi, farklı mecralarda yeniden dolaşıma sokularak canlı tutuluyor. Burada tartışmalı bir soru da var: Bir insanın hatırasını korumakla, onu bir ürün kataloğuna dönüştürmek arasındaki çizgi giderek inceliyor. Yine de bu, ölen sanatçıların mirasını taşımanın yaygınlaşan yollarından biri haline geldi.

Türkiye'den bakış

Türkiyeli okur için buradaki asıl mesele oyuncak değil, bir pop imgesinin nasıl kristalleştiği. Bizde de bir divayı çoğu zaman tek bir görünüm temsil eder: Ajda Pekkan'ın "Süperstar" dönemindeki parıltılı sahne kostümleri, Sezen Aksu'nun seksenlerdeki albüm kapakları, Bülent Ersoy'un tören havası, hatta Zeki Müren'in sahne pelerinleri. Bu imgeler resmi bir koleksiyon nesnesine dönüşmese de, Türk görsel kültüründe kendi kanonlarını kurdu: plak kapakları, gazino afişleri ve Yeşilçam'ın el boyaması posterleri üzerinden. Türkiye'de yıldızı kalıcı kılan şey uzun süre oyuncak değil, baskı kültürü oldu. Son yıllarda yükselen retro ve nostalji dalgasıyla birlikte bu görüntüler yeniden değer kazanıyor; seksenlerin renk paleti, arabesk ve pop estetiği tekrar dolaşıma giriyor. Whitney Houston bebeğinin hikâyesi, aslında tanıdık bir soruyu hatırlatıyor: Bir sesi yıllar sonra da diri tutan şey, çoğu zaman ona ait tek bir imgedir. Bizim kültürümüzde o imge, rafta duran bir bebekten çok, duvara asılan bir kare olmaya daha yakın.

İlgili Yazılar