Ana içeriğe geç

Coyote vs. Acme: Seksen Yıllık Kovalamacanın Mahkeme Salonuna Taşınan Hesabı

Warner Bros.'un vergi zararı göstermek için rafa kaldırdığı Coyote vs. Acme sonunda vizyonda. Wile E. Coyote'nin ACME'ye açtığı davanın perde arkasında, en az filmin kendisi kadar çetrefilli gerçek bir dağıtım kavgası var.

Erdem Kılıç3 dk okuma
Coyote vs. Acme: Seksen Yıllık Kovalamacanın Mahkeme Salonuna Taşınan Hesabı (Görsel: Bant Mag)
Coyote vs. Acme: Seksen Yıllık Kovalamacanın Mahkeme Salonuna Taşınan Hesabı (Görsel: Bant Mag)

Looney Tunes evreninin en inatçı kaybedeni Wile E. Coyote, seksen yıla yakındır peşinden koştuğu Road Runner'a değil, o kovalamacada kendisini defalarca yarı yolda bırakan tedarikçiye, ACME'ye dönüyor. 28 Ağustos 2026'da vizyona giren Coyote vs. Acme, canlı çekim ile klasik iki boyutlu animasyonu birleştirerek bir çizgi film klişesini mahkeme salonuna taşıyor. Dave Green'in yönettiği filmde Will Forte, Coyote'nin bir reklam panosundan seçtiği avukatı, John Cena ise ACME'yi savunan tarafı canlandırıyor.

Raftan vizyona uzanan asıl dava

Filmin perde arkasındaki hikaye, senaryosundan daha çetrefilli. Yapım 2022'de New Mexico'da çekildi ve tamamlandı. Ancak Warner Bros. Discovery, Kasım 2023'te biten filmi yayımlamak yerine yaklaşık 30 milyon dolarlık bir vergi zararı olarak silmeye karar verdi. Bu karar, stüdyonun aynı dönemde tamamlanmış Batgirl ve Scoob! Holiday Haunt gibi yapımlara uyguladığı bir stratejinin parçasıydı. David Zaslav yönetimindeki şirket, birleşme sonrası devraldığı borcu azaltmak için milyarlarca dolarlık projeyi rafa kaldırıyordu.

Sektörden gelen sert tepkinin ardından stüdyo birkaç gün içinde geri adım attı ve filmin başka dağıtımcılara satılmasına izin verdi. Netflix, Amazon ve Paramount ile yürütülen görüşmeler sonuçsuz kaldı. Sonunda 2025'in başında bağımsız dağıtımcı Ketchup Entertainment, dünya haklarını yaklaşık 50 milyon dolara aldı. Böylece bir süre gerçekten izleyemeyeceğimizi sandığımız film, kurumsal bir raf kaldırma öyküsünün galibi olarak salonlara ulaştı.

Bir arzu alegorisi olarak Coyote

Karakterin kökeni, davanın kendisi kadar edebi. Wile E. Coyote ile Road Runner ikilisini 1949 tarihli Fast and Furry-ous kısa filminde Chuck Jones ve Michael Maltese yarattı. Jones, koyotu Mark Twain'in Roughing It kitabındaki tarife dayandırmıştı: sürekli aç, hep daha fazlasını isteyen, adeta arzunun canlı bir alegorisi olan bir yaratık. İkili, Tom and Jerry benzeri kedi fare kovalamacalarının bir parodisi olarak tasarlandı ve on yıllar içinde elliye yakın kısa filme konu oldu.

Jones'un koyduğu katı kurallar bugün hâlâ anılıyor: diyalog yok, koyota dışarıdan hiçbir güç zarar veremez, onu yalnızca kendi beceriksizliği ya da ACME ürünlerinin arızası vurur, yerçekimi baş düşmanıdır ve koyot her zaman yaralanmaktan çok küçük düşer. Filmin dayandığı fikir ise Ian Frazier'ın 1990'da The New Yorker'da yayımladığı Coyote v. Acme başlıklı mizah metni. Bir avukat dilekçesi formatında yazılan bu kısa yazı Thurber ödülünü kazanmış, sonradan kitaba dönüşmüştü. Yani mahkeme fikri, ekrandan çok önce kağıt üzerinde doğdu.

Sisifos'un çölünde bir hiciv

Film, kovalamacanın o bitmeyen döngüsünü boşuna değerlendirmiyor. Senaryo, ACME'nin Project Sisyphus adını taşıyan etik dışı bir test programını açığa çıkaran dava kurgusu üzerinden tekelleşme ve kurumsal açgözlülük temalarına dokunuyor. Sisifos'un kayasını sonsuza dek yukarı taşıması ile koyotun her seferinde aynı uçurumdan düşmesi arasındaki koşutluk, aile filmi ambalajına sığdırılmış ince bir hiciv olarak okunabilir. Eleştirmenler filmi büyük ölçüde olumlu karşıladı ve toplama sitelerindeki yüksek oranlar, yapımı son yılların en beğenilen Looney Tunes uyarlamalarından biri olarak öne çıkardı.

Türkiye'den bakış

Türkiyeli okur için bu filmin en tanıdık yanı belki de kökenindeki biçim: bir mizah metninin görsel kültürün kalıcı imgesine dönüşmesi. Frazier'ın The New Yorker sayfalarında sürdürdüğü hiciv geleneğinin bir benzeri, Türkiye'de 1970'lerden itibaren Gırgır ve onun mirasçısı dergilerle yaşandı. Bir dönem dünyanın en yüksek tirajlı mizah yayınları arasında anılan bu kültür, karikatürü hem eğlence hem de sessiz bir itiraz aracı olarak kullandı. ACME'ye açılan dava da tam olarak bu damardan, gücü elinde tutana karşı küçük olanın çıkışından besleniyor.

İkinci bağ dublajda. Wile E. Coyote ile Road Runner, Türkiye'de uzun yıllar televizyon ekranlarında güçlü bir seslendirme geleneğiyle izlendi. Diyalogsuz, tümüyle harekete dayalı bu kısa filmler dil engeli tanımadan bütün bir kuşağın ortak hafızasına yerleşti. Chuck Jones'un koyotu bir arzu alegorisi olarak çizmesi de bize yabancı değildir, çünkü Türk karikatür geleneği de tiplerini çoğu zaman alegorik okur, küçük adamı büyük çarkın dişlileri arasında resmeder. Bugün metal baskı ve retro afiş kültüründe o çöl mavisi gökyüzü, tabela üstündeki meep meep sesi ve havada asılı kalan kaya, yalnızca nostaljinin değil hâlâ süren bir mizah dilinin simgesi olarak dolaşımda kalıyor.

İlgili Yazılar