Yaz biterken bir Wartortle: POKÉTOON'un yeni kısa filmi ve Yamashita imzası
Shingo Yamashita'nın yönettiği yeni POKÉTOON kısa filmi Wartortle and the Continuation of Summer, yaz sonu melankolisini ve bir Wartortle üzerinden kuşaklar arası bağı anlatıyor. Dev bir markanın içinde büyüyen küçük bir yazar sineması cebine bakıyoruz.

Pokémon evreni, otuz yılı aşkın süredir oyun, kart, sinema ve televizyon dizisiyle beslenen devasa bir görsel hafıza. Bu hafızanın kıyısında, uzun süre gölgede kalan ama giderek daha çok konuşulan bir alan var: POKÉTOON. Pokémon Kids TV'nin YouTube kanalında 2020'de yayına giren kısa film serisine, yaz sonu melankolisini merkezine alan yeni bir halka daha eklendi.
Yaşlanan bir Pokémon, kuşaklar arası bir bağ
Wartortle and the Continuation of Summer (Kameil to Natsu no Tsuzuki), yaz tatilinin son günlerinde büyükannesini görmek için bir adaya giden Rikuto adlı çocuğun hikâyesi. Rikuto'nun adada karşılaştığı Wartortle, Pokédex'te alışkın olduğumuz görüntüden farklı: kuyruğunun rengi değişmiş, kabuğu yıllar içinde yosun tutmuş. On üç dakikalık film, ikilinin yazın son günlerini adanın vahşi Pokémonlarıyla geçirmesini izlerken, bu yaşlı Wartortle'ın Rikuto'nun ailesiyle sanılandan çok daha eski bir bağı olduğunu ortaya çıkarıyor.
Bu ayrıntı ilk bakışta küçük bir dokunuş gibi görünse de serinin alışılmış dilinden bir kopuş. Pokémon anlatıları çoğunlukla bu canlıları sabit, yaşlanmayan, ideal formlarında gösterir. Yosun tutmuş bir kabuk ve solmuş bir kuyruk ise zamanın geçtiğini, bir Pokémon'un da yaşlanabileceğini ve bir aileyle kuşaklar boyu iç içe geçebileceğini söylüyor. Filmin senaryosu Aya Satsuki'ye, müzikleri Kyōsuke Kagawa'ya ait; Rikuto'yu Sayaka Senbongi, Wartortle'ı ise Kana Hanazawa seslendiriyor. YouTube'daki yayında altyazıların henüz eklenmediğini de not düşmek gerek.
Yamashita ve POKÉTOON'un anlatı laboratuvarı
Yönetmen koltuğundaki Shingo Yamashita, Pokémon dünyasına yabancı değil. 1987 doğumlu Yamashita, dijital animasyonun Japonya'daki öncülerinden biri olarak tanınıyor; kariyerinin büyük kısmını geleneksel ve dijital tekniğin arasındaki duvarı yıkmaya adamış bir isim. Geniş kitle onu daha çok Jujutsu Kaisen ve Chainsaw Man gibi dizilerin açılış sekanslarından hatırlıyor olabilir. Yamashita 2020'de kısa bölümlerden oluşan Pokémon: Twilight Wings serisini, 2021'de ise bir POKÉTOON kısa filmini yönetmişti. Bu yıl ilk uzun metrajı Cosmic Princess Kaguya!'yı tamamladıktan sonra yeniden Pokémon evrenine döndü.
Yapımda ona Studio Chromato ve Studio Colorido eşlik ediyor. Colorido, 2011'de kurulduğundan bu yana Penguin Highway ve A Whisker Away gibi filmlerle Japon animasyonunda kendine has, sıcak ve resimsi bir çizgi kurmuş bir stüdyo. Bu ortaklık tesadüf değil: POKÉTOON, ilk günden beri farklı animasyon dillerine alan açmak üzere tasarlanmış bir antoloji. 2020'deki Scraggy and Mimikyu ile başlayan seri, aradan geçen yıllarda yirmiye yakın bölüme ulaştı; kimi bölüm dikey kısa video formatını denedi, kimi bağımsız ekiplere farklı görsel üsluplar için serbest alan bıraktı. Yani POKÉTOON, dev bir markanın içindeki küçük bir yazar sineması cebi gibi çalışıyor.
Türkiye'den bakış
Filmin merkezindeki duygu, Türkiyeli okura hiç de yabancı değil. Yaz sonunda büyükanneyi ziyaret için bir adaya ya da köye gitmek, bavulun toplanması, okulun yaklaşması ve tatilin bitişinin getirdiği o tarifsiz hüzün, Türk popüler kültüründe "memleket" ve "yazlık" nostaljisinin tam kalbinde durur. Yeşilçam'dan bugünün dizilerine kadar dede evi, deniz kenarı ve kaybolan çocukluk imgesi sürekli yeniden üretilir. Wartortle'ı bir Pokémon değil de sahilde yıllardır bekleyen sessiz bir dost gibi düşününce, hikâye Sait Faik'in ada öykülerindeki o dingin melankoliyle bile konuşmaya başlıyor.
İkinci bir katman daha var: Pokémon, Türkiye'de 2000'lerin başında televizyonda dublajlı bölümleriyle büyüyen bir kuşağın ortak hafızası. O çocuklar bugün otuzlu yaşlarında ve filmin işlediği "çocukluk anısının bir sonraki kuşağa devri" teması tam da onların şimdiki hayatına denk düşüyor. Bir yandan da POKÉTOON'un antoloji mantığı, TRT'nin kısa çizgi filmlerinden bağımsız festival animasyonlarına uzanan yerli animasyon sahnesi için ilham verici bir model olabilir. Büyük bir markanın çekirdeğini koruyup her bölümde farklı bir çizere söz hakkı vermek, uzun süredir dar bütçe ve dağıtım sorunuyla boğuşan Türkiyeli animasyon üreticileri açısından bakılmaya değer bir yol haritası sunuyor.
Kaynak: Bant Mag
Editoryal ilkelerimiz

