Ana içeriğe geç

Bourdain'ın mutfak distopyası Get Jiro! ekrana geliyor: Kanlı bir suşi masalı

Anthony Bourdain'ın yemek, çizgi roman ve Japon sineması tutkusunun kesiştiği Get Jiro!, Adult Swim için on bölümlük kanlı bir animasyon dizisine dönüştü. Projenin arka planına ve Türk görsel kültüründeki karşılığına bakıyoruz.

Erdem Kılıç3 dk okuma
Bourdain'ın mutfak distopyası Get Jiro! ekrana geliyor: Kanlı bir suşi masalı (Görsel: Bant Mag)
Bourdain'ın mutfak distopyası Get Jiro! ekrana geliyor: Kanlı bir suşi masalı (Görsel: Bant Mag)

Anthony Bourdain'ı çoğu izleyici mutfak tezgâhının ve seyahat programlarının adamı olarak hatırlar. Oysa şefin bir başka, daha az konuşulan tutkusu vardı: çizgi roman. 2012'de yazar Joel Rose ile birlikte kaleme aldığı Get Jiro!, iyi yemek uğruna cinayetin sıradanlaştığı bir gelecek tasavvur ediyordu. Bourdain'ın 2018'deki ölümünden yıllar sonra bu kanlı mutfak distopyası, Adult Swim için on bölümlük bir animasyon dizisine dönüştü ve paylaşılan ilk fragmanla yeniden gündeme geldi.

Yarım kalmış bir tutkunun devamı

Get Jiro!, DC'nin yetişkinlere dönük Vertigo etiketiyle yayımlanmış, Langdon Foss'un çizdiği ve New York Times çok satanlar listesine giren bir çalışmaydı. Kitabın damarlarında Bourdain'ın Japon sinemasına, mangaya ve animeye duyduğu hayranlık dolaşıyordu. Nitekim ikili, karakterin geçmişini anlatan Get Jiro: Blood and Sushi adlı ön hikâyede (çizimler Alé Garza) Jiro'yu bir Yakuza ailesinin, suç yolunu reddedip mutfağı seçen mirasçısı olarak kurgulamıştı. Serinin ilham kaynakları arasında Akira Kurosawa'nın Yojimbo'su, Tetsu Kariya imzalı yemek mangası Oishinbo ve Yakuza filmleri sayılıyor; kitap ayrıca çizgi roman ustası Jack Kirby'ye ithaf edilmişti.

Bu tesadüf değil. Bourdain ömrü boyunca bir çizgi roman okuruydu; erken dönem Marvel'dan MAD dergisine, R. Crumb'a uzanan bir beslenme haritası vardı. Aynı Japon fantastiğine olan ilgisini, 2018'de Dark Horse'tan çıkan korku antolojisi Hungry Ghosts'ta da sürdürmüştü. Belki en önemlisi: Warner Bros. Animation'dan Peter Girardi, animasyon fikrini Bourdain daha hayattayken onunla birlikte geliştirmeye başlamıştı. Yani Get Jiro, şefin ölümünün ardından raftan indirilmiş bir uyarlama değil, yarım kalmış bir tutkunun devamı.

Ekrandaki mutfak savaşı

Dizinin dünyası çizgi romanınkini büyütüyor: yakın geleceğin Los Angeles'ında yemek hem para birimi hem sınıf göstergesi, şefler ise şehri suç baronları gibi yöneten güç odakları. Bir masaya oturabilmek için insanların birbirini öldürmeyi göze aldığı bu ortamda, gizemli ve intikam peşindeki suşi ustası Jiro rakip şefleri birbirine düşürüyor.

Uyarlamayı, daha önce A24 gerilimi Sharper'ın senaryosuna ve NBC dizisi Superstore'a imza atan Alessandro Tanaka ile Brian Gatewood hazırladı; bu, ikilinin ilk animasyon işi. Yönetmen koltuğunda Mortal Kombat Legends ve Kite Man: Hell Yeah! gibi işlerden tanıdığımız Rick Morales, sanat yönetmenliğinde ise Jonathan Hoekstra var. Yapımın arkasında Warner Bros. Animation ve DC Studios bulunuyor. Jiro'yu Brian Tee seslendirirken kadroda Titus Welliver, Alison Pill, Justin Kirk ve Garret Dillahunt yer alıyor.

Ekibin en dikkat çeken hamlelerinden biri, Bourdain'ın yakın dostu ve çalışma arkadaşı Matt Goulding'i kültürel bir denetçi olarak sürece katması oldu. Goulding senaryoları, animatikleri ve tamamlanan bölümleri, mutfak kültürünün sahiciliğini korumak için tek tek gözden geçiriyor. Çizgi romanın Kurosawa ve özellikle Yojimbo ile kurduğu bağ korunmuş; hikâye ise yamyam bir kötü karakter de dahil yeni figürlerle genişletilmiş. Get Jiro, 3 Ekim gecesi ABD'de Adult Swim'in Toonami kuşağında yayımlanacak, ertesi gün HBO Max'e eklenecek. Türkiye yayın takvimi henüz belli değil.

Türkiye'den bakış

Get Jiro!'nun çekirdeğinde iki tanıdık damar var: yalnız intikamcı figürü ve yemeğin bir kimlik meselesine dönüşmesi. İkisi de Türk görsel kültürüne uzak değil. Turhan Selçuk'un Abdülcanbaz'ı ya da Suat Yalaz'ın Karaoğlan'ı, tıpkı Kurosawa'nın ronin'i gibi, kalabalığın ortasına düşen ve kendi adalet ölçüsünü taşıyan yalnız kahramanlardı. Yeşilçam'ın kabadayı ve efe anlatıları da aynı arketipi beyazperdeye taşımıştı. Jiro'nun suşi ustası, bu geleneğin mutfak önlüğü giymiş bir versiyonu gibi okunabilir.

İkinci damar belki daha da tanıdık. Türkiye, yemeğin statü, aidiyet ve hafıza taşıdığı bir coğrafya. "Usta" sözcüğünün kebapçıdan fırına kadar taşıdığı saygı, sofrada bir yere oturmanın kurduğu görünmez hiyerarşi, meyhane ve lokantanın birer toplumsal sahne oluşu: bunların hepsi, dizinin abarttığı "şeflerin egemen olduğu şehir" fikrini bize hiç de yabancı kılmıyor. Metal poster estetiği açısından bakıldığında ise serinin kırmızı, keskin, grafik noir dili; yüksek kontrastlı imgeleri ve silüetleriyle afiş kültürünün sevdiği türden bir görsellik vaat ediyor. Bourdain'ın distopyası abartılı olabilir, ama altındaki gözlem, sofrayı bir güç ve aidiyet sahnesi olarak gören her kültür için tanıdık.

İlgili Yazılar