Foto Galatasaray'ın 'Gizemli Kızı' 15 Yıl Sonra Los Angeles'ta Bulundu
Maryam Şahinyan arşivinin en ikonik karesindeki kız çocuğu, 15 yıl sonra Mari Nadia Sanaryan olarak kimliğine kavuştu. 1961 tarihli bu fotoğraf, İstanbul'un fotoğraf kültürüne dair çarpıcı bir hikayeyi de gün yüzüne çıkardı.

İstanbul'un görsel hafızasının en özel arşivlerinden biri olan Maryam Şahinyan koleksiyonu, uzun süredir merak konusu olan bir sırrını nihayet açığa çıkardı. 2011 yılında SALT Galata'nın açılış sergisinde kamuoyuyla buluşan ve sanatçı Tayfun Serttaş'ın hazırladığı "Foto Galatasaray" kitabının kapağında yer alan o etkileyici kız çocuğu portresinin sahibi, 15 yıl aradan sonra bulundu. Fotoğraftaki çocuk, bugün 75 yaşında olan ve yaşamını Los Angeles'ta sürdüren Mari Nadia Sanaryan'dan başkası değil.
Bir E-postayla Çözülen Sır
Serttaş'ın anlattığına göre, bu buluşma tesadüfi bir temasla başladı. Haziran ayında sanatçıya, Mari Nadia Sanaryan'ın gelini Daniela Sanaryan tarafından iletilen nazik bir e-posta ulaştı. Mesajda, kitabın kapağındaki kız çocuğunun aileden biri olduğu belirtiliyordu. Serttaş, yıllar içinde arşiv üzerinden yüzlerce aileye ulaşmasına rağmen bu kareye dair hiçbir iz bulamamış olmasının verdiği şaşkınlıkla teyit istedi. Cevap netti: fotoğraftaki kişi Daniela Hanım'ın kayınvalidesiydi ve orijinal baskı hala aile albümündeydi. Kısa süre içinde çevrimiçi bir görüşme ayarlandı.
Serttaş, yüz binlerce kare arasından neden bu fotoğrafı seçtiğini de anlatıyor. Ona göre karenin gücü, olağanüstü orantısı ve simetrisinden geliyor. İnsan yüzünün aslında simetrik olmadığını hatırlatan sanatçı, bu portrede kaşların, gözlerin, burnun ve dudakların neredeyse kusursuz bir denge oluşturduğunu vurguluyor. Stüdyo fotoğraflarında pek rastlanmayan bir sadelik ve doğallık taşıyan bu kare için Serttaş, "arşivin Mona Lisa'sı" ifadesini kullanıyor.
Saçların Anlattığı Tarih
Hikayenin belki de en dikkat çekici yanı, fotoğraftaki saçların taşıdığı kültürel anlam. Foto Galatasaray'da saçların özenle taranıp düzenlenmesi, stüdyonun kadın fotoğrafçısı Maryam Şahinyan'ın kendine has yaklaşımının bir parçasıydı. Serttaş'ın aktardığına göre, 20. yüzyılın ilk yarısına kadar çocukların ve kadınların saçlarının uzun tutulması yaygın bir gelenekti. Kimi zaman geleneksel sebeplerle, kimi zaman ise bir dilek ya da adak nedeniyle çocukların saçlarına uzun yıllar dokunulmuyordu. Anadolu'da yakın döneme kadar süren bu adet, aynı zamanda İstanbul'un kültürel dokusunun da bir yansımasıydı.
Serttaş, İstanbul'da kısa saç modasının Bolşevik Devrimi sonrasında Beyaz Rusların kente göçüyle başladığını, bu kadınların kamusal hayatta kısa saçın ilk temsilcileri olduğunu belirtiyor. Mari Nadia Sanaryan'ın saçlarında da tam olarak bu geçiş döneminin izleri okunabiliyor. Görüşmede ortaya çıkan ayrıntı ise oldukça çarpıcı:
- Fotoğraf 29 Mayıs 1961'de çekildi.
- Aile, saçlar kesilmeden önce son bir kare bırakmak istedi.
- Kareden birkaç hafta sonra saçlar kesildi.
- Kesilen saçlar peruk yapımında kullanıldı ve aileye topuz olarak geri verildi.
Mari Nadia Hanım, sonraki yıllarda bu topuzu kullandığı başka fotoğraflarını da paylaşmış. Yani karedeki saçlar, fiziksel olarak zamanla kaybolsa da uzun yıllar boyunca varlığını sürdürmüş.
Bir Arşivin Yaşayan Tanığı
Maryam Şahinyan'ın Foto Galatasaray stüdyosunda ürettiği yüz binlerce cam ve film negatif, İstanbul'un çok kültürlü toplumsal dokusunu belgeleyen eşsiz bir kaynaktır. Bu arşivin en görünür yüzünün yıllar sonra hayatta ve sağlıklı bir tanıkla buluşması, koleksiyona bambaşka bir derinlik katıyor. Serttaş, Sanaryan'ın Türkçesinin hala akıcı olduğunu, hafızasının güçlü ve karakterinin son derece açık yürekli olduğunu belirtiyor. Bugün sıfırdan başlasa yine aynı kareyi kapağa taşıyacağını söyleyen sanatçı için bu buluşma, seçiminin ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu. Fotoğrafın ardındaki insan bulununca, bir sanat nesnesi olarak izlenen kare, canlı bir hikayenin parçasına dönüşüyor.

