Ana içeriğe geç

Frida Kahlo'nun Tehuana Otoportresi ve Günlükleri: İki Kendini Anlatma Biçimi

Frida Kahlo'nun 1943 tarihli Tehuana otoportresi ile son yıllarında tuttuğu resimli günlükler, sanatçının kendini iki farklı yüzeyde nasıl kurduğunu gösteriyor.

Erdem Kılıç3 dk okuma
Frida Kahlo'nun Tehuana Otoportresi ve Günlükleri: İki Kendini Anlatma Biçimi (Görsel: İstanbul Sanat Evi)
Frida Kahlo'nun Tehuana Otoportresi ve Günlükleri: İki Kendini Anlatma Biçimi (Görsel: İstanbul Sanat Evi)

Meksikalı ressam Frida Kahlo'nun mirası, bir yandan tuval üzerindeki otoportreleri, bir yandan da kişisel kayıtlarıyla yeniden okunmaya devam ediyor. Son dönemde gündeme gelen iki başlık, sanatçının kendini nasıl kurduğunu iki farklı yüzeyde gösteriyor: 1943 tarihli bir otoportre ve son yıllarında tuttuğu resimli günlükler.

Alnındaki Diego

1943 tarihli "Autorretrato como Tehuana", Masonit üzerine yağlı boyayla yapılmış, 76 x 61 santimetre boyutunda ve bugün özel bir koleksiyonda bulunuyor. Eser, "Diego en mi pensamiento" adıyla da anılır; bu ikinci ad, kompozisyonun merkezindeki fikri özetler. Kahlo kendini Tehuantepec Kıstağı'nın kadınlarına özgü Tehuana giysisi ve nişastalı dantelden resplandor başlığı içinde resmeder. Başlığın kanatları yüzünü bir çiçek gibi çerçevelerken, alnının tam ortasında eşi, muralist Diego Rivera'nın küçük bir portresi belirir.

Bu ayrıntı, Kahlo'nun sık başvurduğu bir yöntemi örnekler: özel duyguyu bir amblem gibi bedene yerleştirmek. Tehuana giysisi yalnızca bir kostüm değildir. Kıstağın anaerkil olarak anılan Zapotek kültürüyle özdeşleşen bu kıyafet, Meksika Devrimi sonrası dönemde ulusal ve yerli kimliğin bir işareti sayılıyordu. Kahlo'nun bu giysiyi hem gündelik hayatında hem de tuvalinde benimsemesi, kişisel imgesini kültürel bir duruşa bağlar. Başlıktan yayılan ince damar ya da kök benzeri çizgiler ise pek çok yorumcuya göre bağlanmayı ve ayrılmayı aynı anda ima eder.

Kağıda dökülen iç dünya

İkinci başlık, sanatçının günlüklerine odaklanıyor. Kahlo, yaşamının son on yılına yakın bir sürede resimli bir günlük tuttu; mürekkep ve suluboya çizimlerle akış hâlindeki notları iç içe geçirdi. Bu sayfalar, tamamlanmış tabloların aksine düşüncenin ham hâlini, taslakları ve ani çağrışımları taşır. Renk lekeleri çoğu zaman bir figüre dönüşür, satırlar kimi zaman sevgi sözlerine, kimi zaman ağrıya ve bedene dair notlara kayar.

Günlüklerin sergilenmesi, Kahlo okumasında son yıllarda güçlenen bir eğilimi de görünür kılıyor: sanatçıyı yalnızca ikonik yüzüyle değil, üretim sürecinin dağınık ve kişisel katmanıyla ele almak. Otoportrede alnına yerleştirdiği Diego imgesiyle günlük sayfalarındaki serbest çizimler arasında ortak bir çizgi vardır. Her ikisinde de Kahlo, kendi bedenini ve ilişkilerini bir anlatı yüzeyine çevirir. Sergiye dair ayrıntılar sınırlı biçimde paylaşıldığından, kapsamı ve içeriği için kesin bir değerlendirme yapmadan önce daha fazla bilgi beklemek yerinde olur.

İki yapıt kümesini yan yana koymak, bir yönüyle aynı soruyu iki dille sormaktır: Bir sanatçı kendini nasıl görünür kılar? Tuvalde bu, özenle kurulmuş, simgelerle yüklü bir yüzdür. Günlükte ise daha az düzenlenmiş, elin ve anın izini taşıyan bir akıştır.

Türkiye'den bakış

Kahlo'nun yerel giysiyi kimliğin taşıyıcısı hâline getirmesi, Türkiyeli okura yabancı bir mesele değildir. Erken Cumhuriyet resminde de sanatçılar, Batılı teknikle Anadolu'nun gündelik hayatını, halk kıyafetlerini ve dokularını buluşturmaya çalıştı; bu arayış, Kahlo'nun Meksika bağlamında "mexicanidad" diye anılan tavrına biçimsel olarak yakın durur. Yerli olanı bir estetik dil olarak sahiplenme fikri, iki coğrafyada da modernleşme dönemlerine denk gelir.

Otoportre ve kendini kayda alma açısından ise Fahrelnissa Zeid gibi isimlerin kendi yüzlerine ve iç dünyalarına eğilen çalışmaları akla gelir. Kişisel acıyı ve mahremiyeti sanatın merkezine koyma tutumu, Türk edebiyatındaki günlük ve otobiyografi geleneğiyle de konuşur. Bir başka boyut, Kahlo'nun yüzünün bugün taşıdığı ikon değeridir. Türkiye'de de sanatçının imgesi, baskı ve poster kültüründe sıkça dolaşıma girer; kaşları birleşik, çiçekli başlıklı bu yüz artık bir ressamın ötesinde bir görsel simgeye dönüşmüştür. Bu yaygınlık, hayranlık kadar imgenin özgün bağlamından kopma riskini de getirir. Kahlo'yu giysisi, günlüğü ve resimleriyle birlikte okumak, o simgeyi yeniden bir kişiye ve bir sanata bağlama fırsatı sunar.

İlgili Yazılar