Ana içeriğe geç

Galeriler nasıl ayakta kalır? Yarım asırlık galericilerden kalıcılık dersleri

Londra'da galeri kapanışlarının gündemde olduğu bir dönemde, Art Basel ve UBS raporu galerilerin yarısından fazlasının 20 yılı aştığını gösteriyor. Ben Luke'un konuştuğu galericiler, bu dayanıklılığın uzmanlık, sanatçı mirası ve iş birliğinden geldiğini anlatıyor.

Erdem Kılıç4 dk okuma
Galeriler nasıl ayakta kalır? Yarım asırlık galericilerden kalıcılık dersleri (Görsel: Artdog Istanbul)
Galeriler nasıl ayakta kalır? Yarım asırlık galericilerden kalıcılık dersleri (Görsel: Artdog Istanbul)

Sanat piyasasından gelen haberler son aylarda pek iç açıcı değil. Ağustos 2026'da, tek bir hafta içinde Londra'nın köklü iki galerisi değişen ve giderek zorlaşan piyasa koşullarını gerekçe göstererek kapanacaklarını açıkladı. Ancak tablonun bir de öbür yüzü var. Arts Economics tarafından hazırlanan The Art Basel and UBS Art Market Report 2026'ya göre küresel sanat satışları 2025'te yüzde 4 artarak yaklaşık 59,6 milyar dolara ulaştı. Bu, 2022'den bu yana ilk büyüme yılı. Raporun dikkat çeken bir başka bulgusu ise ankete katılan galeri sahiplerinin yarısından biraz fazlasının 20 yılı aşkın süredir faaliyette olması. Aynı oran ABD'deki özel işletmelerde yüzde 26, Birleşik Krallık'ta ise yaklaşık yüzde 12.

Yani galeriler kırılgan görünse de, ortalama bir işletmeye göre şaşırtıcı ölçüde uzun ömürlü. Bunun nedenini anlamak için sanat eleştirmeni ve The Art Newspaper'ın The Week in Art podcastinin sunucusu Ben Luke, Art Basel'in Conversations programındaki bir panelde ve sonrasında yaptığı görüşmelerde farklı kuşaklardan galericilerle konuştu.

Masadaki isimler: üç kıta, yüz yılı aşan deneyim

Konuşmanın katılımcıları, kalıcılık konusunda söz söyleme hakkını yıllarla kazanmış isimler:

  • Claes Nordenhake: Malmö'de kurduğu Galerie Nordenhake bu yıl 50. yaşını kutluyor. Galeri bugün Stockholm, Berlin ve Mexico City'de mekânlara sahip ve 1978'den bu yana Art Basel'e katılıyor.
  • Karen Jenkins-Johnson: 1996'da San Francisco'da kurduğu Jenkins Johnson Gallery 30. yılında. Galeri 2005'te New York'a açıldı, 2017'de Brooklyn'de sanatçılara ve küratörlere odaklanan bir proje mekânı kurdu.
  • Márcia Fortes: Galeria Fortes Vilaça olarak yola çıkan, bugün Fortes D'Aloia & Gabriel adını taşıyan galeri 25 yıldır faaliyette. São Paulo ve Rio de Janeiro'da mekânları, Lizbon'da ise bir ofisi bulunuyor.
  • Malin Ståhl: Lisa Panting ile birlikte 21 yıl önce Londra'da Hollybush Gardens'ı kurdu.

Perakende değil, uzmanlık işi

Raporun yazarı Clare McAndrew'un çıkış noktası, galerilerin nasıl tanımlandığıyla ilgili. McAndrew'a göre galerileri perakende işletmesi olarak görme eğilimi yanıltıcı. Onları profesyonel hizmet sunan kuruluşlar olarak düşünmek daha doğru: çoğu, piyasanın belirli bir alanında hem alım hem satış tarafında çalışan, yüksek eğitimli küçük ekipler. Bu işletmeler kişisel ilişkiler, profesyonel ağlar ve uzmanlaşmış bilgi üzerine kurulu. McAndrew, mekânlar açılıp kapansa ya da taşınsa da işin özünü oluşturan insanların çok daha kalıcı olduğunu vurguluyor.

Malin Ståhl da benzer bir yerden konuşuyor. İşin ticari yanının farkında olsa da galericiliği sanatçılık ya da hekimlik gibi, güçlü bir ilginin yön verdiği bir mesleğe benzetiyor. Claes Nordenhake ise genç galericilere net bir tavsiyede bulunuyor: kendi ilgi alanınızı tanımlayın ve ona bağlı kalın. Bazı koleksiyonerleri kaybedebilirsiniz ama inançlarınıza sadık kalarak güvenilirlik kazanırsınız.

Sanatçıya sahip çıkmak, büyümeyi ölçmek, rakibi meslektaş saymak

Galericilerin anlattıkları birkaç ortak başlıkta toplanıyor. İlki sanatçıyla kurulan uzun soluklu ilişki. Ståhl, Hollybush Gardens'ın amacını kariyer inşa etmek ve sanatçıların çevresinde bir söylem alanı yaratmak olarak tarif ediyor. Jenkins-Johnson ise galerinin sanatçıların tanınırlığı için savunuculuk yapması gerektiğini, ırk ya da cinsiyet fark etmeksizin adil fiyatlandırmanın da bu sorumluluğun parçası olduğunu söylüyor.

İkinci başlık büyümenin zamanlaması. Márcia Fortes'in önerisi sade: kendi kapasitenizi bilin ve onu aşmayın. Hollybush Gardens için büyümek daha çok mekân açmak değil, ekibi güçlendirmek ve sanatçılara daha iyi destek vermek anlamına geliyor.

Üçüncüsü iş birliği. Jenkins Johnson Gallery'nin New York'taki son adımı bunun somut bir örneği: galeri Ekim 2025'te Marian Goodman Gallery'nin Broadway'deki binasında, iki galerinin birlikte kurguladığı esnek bir proje alanına taşındı. Fortes da diğer galericileri rakip değil meslektaş olarak görmenin önemine dikkat çekiyor.

Son olarak, belki de en az ölçülebilen ama en çok tekrarlanan unsur: işten keyif almak. Jenkins-Johnson ayakta kalmanın niteliklerini içsel güç, yaratıcılık ve esneklik olarak sıralıyor. Nordenhake 50 yılın ardından işin hâlâ keyifli yanları olduğunu söylüyor, Ståhl ise iş yerinde eğlenmenin gerçekten önemli olduğunu ekliyor.

Türkiye'den bakış

Türkiye'de özel galericiliğin geçmişi Avrupa ve Amerika'ya göre daha kısa, ama yarım asra yaklaşan örnekleri var. Yahşi Baraz'ın 1975'te kurduğu Galeri Baraz ve Ali Artun ile Haldun Dostoğlu'nun 1984'te Ankara'da açtığı, 1987'de İstanbul'a da taşınan Galeri Nev, bu sürekliliğin bilinen iki adresi. Galeri Nev'in hikâyesi, McAndrew'un "galeriler uzmanlık işletmesidir" tespitini yerelde doğrular nitelikte: galeri on yıllardır tuttuğu ayrıntılı arşivle Türkiye çağdaş sanatının bir kuşağının belleğini saklıyor ve Erol Akyavaş gibi hayatını kaybetmiş sanatçıların mirasını da temsil ediyor. Bu arşiv duyarlılığı, kapandıktan sonra kayıtları dağılan galerilerle karşılaştırıldığında daha da anlam kazanıyor. Ståhl'ın sözünü ettiği "sanatçının mirasına sahip çıkmak" fikri burada soyut bir ilke değil, belgeler, kataloglar ve sergi kayıtlarıyla somutlaşan bir sorumluluk.

Türkiyeli okur için bir başka çıkarım, büyümenin ölçüsüyle ilgili. Döviz dalgalanmaları ve maliyet baskısı altında çalışan yerli galeriler için Fortes'in "kapasitenizi bilin" uyarısı, uluslararası fuarlara katılım ya da yeni mekân kararları verilirken hatırlanmaya değer. Galeriler arası ortak projeler ve paylaşılan mekânlar da, Jenkins Johnson ile Marian Goodman örneğinde görüldüğü gibi, rekabetin yoğun olduğu küçük bir piyasada maliyetleri bölüşmenin ve izleyiciyi büyütmenin bir yolu olabilir. Kalıcılık, görünen o ki, hızdan çok tutarlılıkla ilgili.

İlgili Yazılar