Ana içeriğe geç

Jon Hassell'ın son konseri albüm oluyor: Pentimento üçlemesi tamamlanıyor

2021'de kaybettiğimiz Fourth World öncüsü Jon Hassell'ın 2015 Londra konserinden derlenen Music Is Invisible, Pentimento üçlemesini tamamlıyor ve 2 Ekim'de yayımlanıyor. Kapağından parça adlarına kadar kayıt, sanat tarihiyle iç içe.

Erdem Kılıç3 dk okuma
Jon Hassell'ın son konseri albüm oluyor: Pentimento üçlemesi tamamlanıyor (Görsel: Bant Mag)
Jon Hassell'ın son konseri albüm oluyor: Pentimento üçlemesi tamamlanıyor (Görsel: Bant Mag)

2021'de 84 yaşında hayatını kaybeden trompetçi ve besteci Jon Hassell, geride bıraktığı son sahne kaydıyla anılıyor. Music Is Invisible (Pentimento Volume Three), sanatçının ölümünden bu yana çıkan, yeni müzik içeren ilk albümü olarak 2 Ekim'de, Hassell'ın kurduğu Ndeya etiketinden yayımlanıyor. Kayıt, müzisyenin son döneminde üzerine çalıştığı Pentimento üçlemesini tamamlıyor.

Son konserin albüme dönüşü

Dört parçadan oluşan çalışmanın çekirdeğinde, 23 Mayıs 2015'te Londra'daki St John at Hackney kilisesinde verilen konser var. Hassell'a bu performansta gitar ve elektroniklerde Rick Cox, basta John von Seggern eşlik ediyor. Kayıtlar sonradan Jeff Rona tarafından düzenlenip mikslendi. Ortaya çıkan şey, klasik bir canlı albüm dökümü değil: Hassell'ın yıllardır stüdyoda uyguladığı parçalama, döngüye alma ve üst üste bindirme yöntemlerinden geçmiş bir malzeme. "Broadway Boogie-Woogie" gibi parça adları, sanatçının resim sanatıyla kurduğu bağı ilk bakışta duyuruyor; başlık, Piet Mondrian'ın aynı adı taşıyan 1943 tarihli tablosuna göz kırpıyor.

Kapak da bu görsel hattı sürdürüyor. Albüm, sürrealist ressam Mati Klarwein'ın bir tablosunu taşıyor. Klarwein, Miles Davis'in Bitches Brew ve Santana'nın Abraxas kapaklarını yapan, plak tasarımı tarihine adını kazımış bir isim. Hassell'ın 1983 tarihli Aka-Darbari-Java: Magic Realism albümünün kapağı da yine ona aitti. Yani müzisyenin son çalışması, onlarca yıllık bir görsel akrabalığa geri dönüyor.

Dördüncü Dünya'dan pentimento'ya

Hassell'ın önemi, tek bir türe sığmayan kariyerinden geliyor. Memphis doğumlu müzisyen Eastman'da eğitim aldı, ardından Köln'de Karlheinz Stockhausen'la Avrupa seryalizmini çalıştı. 1968'de Terry Riley'nin In C kaydında yer aldı, La Monte Young'ın Theatre of Eternal Music topluluğuna katıldı. Asıl dönüşüm, Hindustani vokal ustası Pandit Pran Nath'la çalışmasıyla geldi: Hassell, ses için geliştirilmiş mikrotonal süsleme tekniğini trompete uyarladı. Bu arayıştan doğan "Fourth World" fikri, akustik ve elektronik sesleri farklı coğrafyaların geleneklerine yaslayan bir yaklaşımdı ve ilk kez 1977 tarihli Vernal Equinox'ta duyuldu.

1980'de Brian Eno'yla kaydettiği Fourth World, Vol. 1: Possible Musics, bu estetiği geniş bir dinleyici kitlesiyle buluşturdu. Talking Heads, Peter Gabriel ve David Sylvian gibi isimlerle kesişen üretimi, ambient ve elektronik müziğin sonraki kuşaklarında derin izler bıraktı.

Üçlemeye adını veren "pentimento" bir resim terimi: daha önce yapılmış bir imgenin, üzerine yeni katmanlar eklendikçe tümüyle silinmeyip alttan görünmeye devam etmesi. Hassell bu fikri müziğe taşıdı; eski performans parçalarını kesip döngüye alarak yeni katmanların altından eskisini seçtirdi. 2018 tarihli Listening to Pictures ve 2020 tarihli Seeing Through Sound'la başlayan seri, böylece görme ile duyma arasındaki sınırı bulanıklaştıran bir üçlemeye dönüştü. Yeni albümde önceki iki kayıttan bazı motifler de başka biçimlerde yeniden beliriyor.

Türkiye'den bakış

Hassell'ın "Fourth World" tutumu, yerel geleneği elektronikle eşleştirme fikri açısından Türk kulağına yabancı değil. 1970'lerin Anadolu rock ve psikedelya kuşağı tam da benzer bir sentezin peşindeydi: Erkin Koray'ın elektro-sazı, Moğollar'ın bağlamayı davul ve fuzz'la buluşturan düzenlemeleri, Barış Manço ve Selda Bağcan'ın türküleri elektrikli bir dokuya taşıması. Hassell trompetini Pran Nath'ın vokal süslemeleriyle eğitirken, Anadolu müziğinin makam anlayışı ve mikrotonal, sese yaslanan bezemesi de aynı meseleye başka bir kapıdan giriyordu. İki gelenek de "temiz" nota yerine kayan, bükülen, nefes alan bir ses arıyor.

Pentimento fikri ise görsel kültürümüzde ayrı bir karşılık buluyor. Bir yüzeyin altından eski katmanın seçilmesi, palempsest mantığı, yüzyıllık duvarların üst üste binmiş boya ve sıva izleri, hatta istiflerde hattın üstüne hat eklenmesi: hepsi "silmeden değiştirme" fikrini paylaşıyor. Hassell'ın son albümü bu yüzden yalnızca bir müzik olayı değil, katmanlı görmenin ve dinlemenin ortak estetiği üzerine düşünmek için de bir vesile. Türkiyeli okur için asıl çarpıcı olan, uzak bir Amerikalı avangardın vardığı yerin, kendi görsel ve işitsel belleğimizdeki katmanlanma sezgisine bu kadar yakın durması.

İlgili Yazılar