NDT 2 İstanbul'a dönüyor: Emily Molnar ve üç kuşağı birleştiren Blast a universe
Nederlands Dans Theater'ın genç topluluğu NDT 2, 30. İstanbul Tiyatro Festivali'nde Kylián, Goecke ve Soulier'yi aynı gecede buluşturuyor. Sanat yönetmeni Emily Molnar'ın dans anlayışını, topluluğun geçmişiyle birlikte ele aldık.

İKSV'nin düzenlediği 30. İstanbul Tiyatro Festivali (22 Ekim - 3 Aralık 2026) uluslararası programına dünyanın en çok konuşulan çağdaş dans kurumlarından birini ekliyor. Nederlands Dans Theater'ın genç dansçılardan oluşan topluluğu NDT 2, 27-28 Kasım'da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde Blast a universe başlıklı programını sunacak. Festival vesilesiyle Unlimited'a konuşan sanat yönetmeni Emily Molnar, performansı "bir karşılaşma alanı" olarak tanımlıyor: anlamın seyirciye hazır sunulmadığı, birlikte keşfedildiği canlı bir diyalog.
Bir koreografın yönettiği kurum
Molnar, NDT'nin başına Ağustos 2020'de geçti. Öncesinde 2009-2020 arasında Kanada'daki Ballet BC'yi yönetti ve bu dönemde kırk beşten fazla yeni eserin üretilmesine öncülük ederek topluluğu uluslararası ölçekte görünür kıldı. 1990'da Kanada Ulusal Bale Okulu'ndan mezun olan Molnar; National Ballet of Canada ve Ballet BC'de dans etti, William Forsythe yönetimindeki Ballett Frankfurt'ta solist olarak yer aldı. 2016'da dansa katkıları nedeniyle Order of Canada üyeliğine layık görüldü.
Forsythe geçmişi, Molnar'ın söyleşide altını çizdiği yaklaşımı anlamak için iyi bir anahtar. Kendisi şimdilik koreografi üretmeye ara verdiğini, rolünü sanatçıların risk alabileceği koşulları yaratmak olarak gördüğünü söylüyor. Sezonları çoğu zaman yıllar öncesinden kurguladığını, program başlıkları için yanında taşıdığı bir defterde kitaplardan, sohbetlerden, şiir dizelerinden kelimeler biriktirdiğini anlatıyor. Örnek olarak Sharon Eyal ile Into the Hairy eserinin genişletilmiş versiyonunu ve Crystal Pite, Simon McBurney ve Complicité ile yapılan Figures in Extinction iş birliğini anıyor.
1959'dan bugüne: ayrılıkla doğan bir topluluk
NDT'nin kendisi de bir kopuşun ürünü. Topluluk 1959'da Benjamin Harkarvy, Aart Verstegen ve Carel Birnie tarafından, Sonia Gaskell yönetimindeki Hollanda balesinden ayrılan 18 dansçıyla kuruldu. Harkarvy ve Hans van Manen'in on yıla yakın ortak yönetiminde klasik baleyi modern dansla birleştiren bir repertuvar oluştu. 1975'te sanat yönetmenliğini üstlenen ve bu görevi 1999'a kadar sürdüren Jiří Kylián, 1978'de Carel Birnie ile birlikte NDT 2'yi kurdu. Amaç, akademiden yeni çıkmış dansçılara ana topluluğa uzanan bir geçiş alanı açmaktı. Bugün NDT 2, bu "köprü" işlevini sürdüren ve yeni koreograflar için de bir deneme sahnesi olan bir yapı.
Aynı gecede üç ses
Molnar çoksesliliği NDT'nin kimliğinin temeli sayıyor ve İstanbul programı bunu somut biçimde gösteriyor:
- *Jiří Kylián, Sleepless (2004):* Kylián'ın, yeni bir eser yaratırken koreografların geçirdiği uykusuz gecelerden yola çıktığı bir parça. Dirk Haubrich'in Mozart'ın Do minör Adagio'sundan (K 617) türettiği müzik eşliğinde, sahnedeki bir duvarın ardından bedenlerin, bazen yalnızca beden parçalarının belirip kaybolduğu, gerçekle düş arasında gidip gelen bir düzenek kuruyor.
- *Marco Goecke, The Big Crying (2021):* NDT'nin ortak koreografı Goecke'nin babasının ölümünden kısa süre sonra yarattığı, en kişisel işlerinden biri olarak anılan eser. Goecke'nin tanınmış kesik, titreşen kol hareketleri burada yasın bedensel karşılığına dönüşüyor.
- Noé Soulier'nin yeni eseri: 1987 Paris doğumlu Soulier, Sorbonne'da felsefe yüksek lisansı yapmış, P.A.R.T.S. eğitimi almış bir koreograf ve 2020'den bu yana Angers'deki CNDC'nin direktörü. Hareketi kavramsal olarak çözümleyen Actions, mouvements et gestes kitabının yazarı. NDT 2 için hazırladığı yeni eserin prömiyeri Lahey'de yapılacak; İKSV, eserin adı ve ayrıntılarının prömiyerin ardından duyurulacağını belirtiyor.
Topluluk İstanbul'a yabancı değil: NDT 2, Haziran 2012'de Hollanda ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı vesilesiyle İKSV'nin davetlisi olmuş, Kylián'ın Lieder eines fahrenden Gesellen, Sol León ile Paul Lightfoot'un Shutters Shut ve Alexander Ekman'ın Cacti eserlerini sahnelemişti. İKSV de bu dönüşü "uzun bir aradan sonra" gerçekleşen bir buluşma olarak sunuyor.
Türkiye'den bakış
NDT 2'nin İstanbul programı, Türkiyeli izleyici için yalnızca prestijli bir konuk gösterisi değil, aynı zamanda bir kurum modeli üzerine düşünme fırsatı. Türkiye'de sahne dansı uzun süre devlet opera ve balesi ile konservatuvarlar ekseninde gelişti; genç dansçıların okuldan profesyonel sahneye geçişi çoğu zaman kadro olanaklarına bağlı kaldı. Kylián'ın 1978'de kurduğu türden, yalnızca kariyerin başındaki dansçılara ayrılmış ve yeni koreografları onlarla buluşturan kalıcı bir ara yapı, bizde hâlâ eksikliği hissedilen bir halka. Bağımsız çağdaş dans toplulukları bu boşluğu büyük ölçüde kendi imkânlarıyla doldurmaya çalışıyor.
Görsel kültür açısından da programda tanıdık bir damar var. Sleepless'in bir yüzeyin ardından beliren, bedeninden kopmuş gibi görünen başları ve kolları, bir perdenin arkasında figürlerin görünüp kaybolduğu Karagöz geleneğini akla getiriyor; elbette bu doğrudan bir etki değil, sahnenin bir "pencere" olarak kullanılmasına dair ortak bir sezgi. Goecke'nin yası kollara yükleyen dili ise ağıt geleneğinin bedensel ritmini hatırlatıyor. Molnar'ın vurguladığı "kelimelerin ötesinde iletişim" fikri, dil engelini aşmak isteyen İstanbul seyircisi için belki de bu programın en davetkâr yanı. Bir afiş ya da fotoğraf karesinde donmuş bir hareketin bile anlam taşıyabildiğini bilen bir göz için, NDT'nin sahne tasarımına ve ışığa verdiği önem ayrıca izlenmeye değer.
Kaynak: Unlimited
Editoryal ilkelerimiz
