Ana içeriğe geç

Paul Klee'nin Rechnender Greis gravürü: parmaklarıyla sayan yaşlı adamın hikâyesi

Paul Klee'nin 1929 tarihli Rechnender Greis (Old Man Counting) adlı ofortu, Bauhaus yıllarının mizahi ve deneysel çizgisini küçük bir yaprakta topluyor. Metropolitan Museum koleksiyonundaki eserin teknik künyesi, Mısır seyahati sonrası arka planı ve ilk alımlanışı, baskı kültürü açısından da ilginç ipuçları veriyor.

Erdem Kılıç4 dk okuma
Paul Klee'nin Rechnender Greis gravürü: parmaklarıyla sayan yaşlı adamın hikâyesi (Görsel: İstanbul Sanat Evi)
Paul Klee'nin Rechnender Greis gravürü: parmaklarıyla sayan yaşlı adamın hikâyesi (Görsel: İstanbul Sanat Evi)

Paul Klee'nin 1929 yılında ürettiği Rechnender Greis, Türkçede genellikle "Sayı Sayan Yaşlı Adam" diye anılan küçük bir ofort. İstanbul Sanat Evi'nin eser sayfası, işin New York'taki Metropolitan Museum of Art koleksiyonunda olduğunu, 55,9 x 44,5 cm boyutlarında kağıt üzerine bir gravür baskı olduğunu not ediyor. Bu kısa künyenin ardında ise Klee'nin Bauhaus yıllarına, bir Mısır yolculuğuna ve ilk yayımlandığında pek de sevilmemiş bir baskıya uzanan bir hikâye duruyor.

Künye: 125 baskılık bir ofort

Eserin teknik bilgileri farklı müze kayıtlarında tutarlı biçimde yer alıyor. MoMA koleksiyon kaydına göre Rechnender Greis bir ofort (asitle oyma baskı). Zürih'teki Schweizerische Graphische Gesellschaft tarafından yayımlanmış, Leipzig'de Hans Klingler tarafından basılmış ve 125 adetlik bir edisyon olarak çıkmış. Kalıbın boyutu yaklaşık 29,8 x 23,8 cm, kağıdın boyutu ise 56 x 44,5 cm. Yani Türkçe kaynakta geçen 55,9 x 44,5 cm ölçüsü, görüntünün değil tabakanın tamamının ölçüsü. Görüntü bu kağıdın ortasında daha mütevazı bir alan kaplıyor.

Met bu baskıyı Dave ve Reba Williams çiftinin bağışıyla koleksiyonuna kattı. Müze, eseri 17 Mart ile 9 Temmuz 2000 arasında açık kalan "Klee's Line" sergisinde de gösterdi. Müzenin o döneme ait basın metni ilginç bir ayrıntıyı da paylaşıyor: aynı ofortun bir başka baskısı Amerikalı heykeltıraş Alexander Calder'ın elindeydi. Benzer baskılar bugün Houston Museum of Fine Arts, Toledo Museum of Art ve İskoçya Ulusal Galerileri gibi kurumlarda da bulunuyor. İskoç koleksiyonundaki nüsha 1979'da Sotheby's Londra'daki bir müzayededen alınmış. Kayıtta 1929 ile 1979 arasındaki sahiplik geçmişi belirsiz olarak işaretlenmiş.

Mizahi bir portre, geometrik bir zemin

Met'in tanımına göre Klee burada parmaklarıyla sayı sayan bir yaşlı adamı mizahi bir dille resmediyor. Kel başı ve dişsiz ağzıyla tanınan figürün ellerinin çevresindeki ek çizgiler, sayarken oynayan parmakların hareketini gösteriyor. Alman müze kayıtlarında ise bu parmakların küçük dokunaçlara ya da pençelere benzediği yorumu yer alıyor. Çizgi hem bir karikatürcünün rahatlığını hem de Klee'ye özgü tuhaf, neredeyse çocuksu bir gözlemi taşıyor.

Eserin tarihi de önemli. Klee 1921'den 1931'e kadar Bauhaus'ta ders verdi. Okul 1926'da Dessau'ya taşındığında o da usta evlerinden birine yerleşti. Bu on yıl, sanatçının yaklaşık 10.000 eserlik üretiminin yarısının ortaya çıktığı, kariyerinin en verimli dönemi olarak anılıyor. 1928-1929 kışında Mısır'a gitti. Bu yolculuktan sonra yaklaşık 60 eserde görülen, geometrik oran bölmelerine dayanan yeni bir kurgu ilkesi geliştirdi. Kaynaklarda "şerit" ya da "katman" resimleri (Streifenbilder, Lagenbilder) diye adlandırılan bu grubun içinde Rechnender Greis da sayılıyor. Aynı yıla ait başka bir baskıda yatay çizgilerin Nil vadisinin toprak katmanlarına benzetildiği biliniyor.

Soğuk karşılanan bir "yıllık hediye"

Baskının ilk alımlanışı, bugünkü müze statüsüyle çelişen bir ayrıntı içeriyor. Kayıtlara göre ofort, Schweizerische Graphische Gesellschaft üyelerine 1928 yılının gecikmiş yıllık hediyesi olarak 1929'da gönderildi. Ancak eser pek ilgi görmedi. Aktarılanlara göre bazı üyeler kendi nüshalarını imha etti. Bugün dünyanın önde gelen müzelerinde saklanan bir yaprağın, kendi abonelerince çöpe atılmış olması, modernist baskının o dönemde nasıl karşılandığını gösteren küçük ama anlamlı bir örnek.

Klee'nin sonraki yılları da kolay geçmedi. 1931'de Düsseldorf Akademisi'nde göreve başladı. 1933'te Nasyonal Sosyalistler tarafından görevinden uzaklaştırıldı ve İsviçre'ye, Bern'e döndü. 1937'de Alman koleksiyonlarındaki pek çok eserine el konuldu, bazıları Münih'teki Entartete Kunst sergisinde gösterildi. Sanatçı, sklerodermaya yakalanmasına rağmen üretmeye devam etti ve 29 Haziran 1940'ta öldü.

Türkiye'den bakış

Türkiyeli okur Klee'yi çoğunlukla renkli suluboyaları ve yağlıboyaları üzerinden tanır. Kitap kapakları, kartpostallar ve kanvas reprodüksiyonlarda dolaşan da genellikle bu renkli dünyadır. Rechnender Greis ise başka bir Klee'yi hatırlatıyor: siyah beyaz, çizgiye dayanan, mizahtan çekinmeyen bir gravürcüyü. Bu yönüyle eser, Türkiye'de güçlü bir geleneği olan çizgi mizahla da sessiz bir akrabalık kuruyor. Birkaç çizgiyle bir karakter yaratma, hareketi tekrar eden kontur çizgileriyle anlatma ve yaşlılığı acımasız ama sevecen bir gözle izleme, mizah dergilerimizde yetişmiş okurun gözüne yabancı gelmeyecek alışkanlıklar.

Eserin bir başka dersi baskı kültürüyle ilgili. Ofort, kalıbın asitle aşındırılmasıyla elde edilen ve her nüshası elle basılan bir tekniktir. 125 nüshalık bir edisyon, bugün yaygın olan dijital reprodüksiyonla aynı şey değil. Güzel sanatlar fakültelerimizin baskı resim atölyelerinde hâlâ öğretilen bu teknikleri bilmek, bir müzedeki özgün yaprak ile evimizin duvarındaki reprodüksiyon arasındaki farkı daha bilinçli okumamızı sağlar. Reprodüksiyon değersiz değildir. Ama künyede "kağıt üzeri gravür" yazdığında, aslında elle mürekkeplenmiş bir bakır levhadan söz edildiğini bilmek gerekir.

Son olarak Bauhaus bağlantısı, ülkemizdeki sanat ve mimarlık eğitimi için de tanıdık. Temel tasarım derslerinde öğretilen biçim, oran ve ritim anlayışı, Klee'nin Bauhaus'ta ders verdiği pedagojik ortamla aynı kökten besleniyor. Parmaklarıyla sayan bu yaşlı adam, belki de en çok bu yüzden ilgi çekici: hesap yapmanın, ölçmenin ve oranlamanın bir sanat dersi olabileceğini, üstelik gülümseterek hatırlatıyor.

İlgili Yazılar