Ana içeriğe geç

Yüzey, hafıza ve kozmos: Ağustos sonu galeri gündeminde iki Birmingham

Bant Mag'ın 20-26 Ağustos rehberinden yola çıkarak, aynı hafta İstanbul ve Ankara'da buluşan üç sanat durağını, Tom Fellows, Hera Büyüktaşçıyan ve Sun Ra'yı ortak bir yüzey ve hafıza teması etrafında okuyoruz.

Erdem Kılıç3 dk okuma
Yüzey, hafıza ve kozmos: Ağustos sonu galeri gündeminde iki Birmingham (Görsel: Bant Mag)
Yüzey, hafıza ve kozmos: Ağustos sonu galeri gündeminde iki Birmingham (Görsel: Bant Mag)

Bant Mag'ın 20-26 Ağustos etkinlik rehberi, yaz sonu İstanbul'unun konser yoğunluğunun yanına bu kez güçlü bir görsel sanat hattı çekiyor. Aynı hafta içinde üç ayrı mekân, ilk bakışta birbiriyle ilgisiz görünse de ortak bir meseleyi paylaşıyor: yüzeyin, hafızanın ve zamanın bir malzemede nasıl biriktiği. Ruzy Gallery'de Tom Fellows'un CONCENTRATE sergisi, Arter'de Hera Büyüktaşçıyan'ın Hayalet Kuartet'i ve Ankara'da Sun Ra üzerine bir belgesel gösterimi, bu haftanın sessiz ama tutarlı sanat programını oluşturuyor.

Yüzeyde biriken zaman

CONCENTRATE, Birmingham yakınlarında doğup 2010'da İstanbul'a yerleşen İngiliz sanatçı Tom Fellows'un Maslak Oto Sanayi'deki atölyesiyle galeri arasında ürettiği yeni işlerden oluşuyor. Resim ile heykel arasında gidip gelen Fellows; alüminyum, endüstriyel araba boyası ve pigment gibi malzemeleri kullanıyor, hatta bazı işlerde baklava tepsilerini alüminyumun içine bastırıyor. Sanatçı için yüzey, tamamlanmış bir imgeden çok, aşınma, ısı ve zamanın bıraktığı bir tortu. Kendi deyişiyle bu işleri 'boyamaktan çok inşa ediyor.' Serginin adı da bu ikili anlamdan besleniyor: hem maddenin fiziksel olarak yoğunlaşması, hem de dikkatin sürekli dağıldığı bir çağda konsantre olma hâli. Fellows'un çocukluğunun geçtiği Birmingham'ın Black Country bölgesindeki kömür ekonomisi ve sanayi geçmişi de bu katmanlı yüzeylerin altında iz bırakıyor. Sergi 25 Ağustos'a kadar görülebiliyor.

Silinen semtlerin hafızası

Arter'de ise Hera Büyüktaşçıyan'ın Hayalet Kuartet sergisi, Ağustos sonunda kapanmadan önce son günlerini yaşıyor. 1984 İstanbul doğumlu, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar mezunu sanatçı, uzun süredir yokluk, görünmezlik ve hafıza kavramları üzerine çalışıyor. Nilüfer Şaşmazer'in küratörlüğünü üstlendiği sergi; Nekropol, Avlu, Cadde ve Bakış olmak üzere dört bölüme ayrılıyor ve dış mekânı adeta galerinin içine taşıyor. Serginin asıl zemini, Arter'in bulunduğu Dolapdere ile komşusu Tarlabaşı ve Kurtuluş'un katmanlı geçmişi. Büyüktaşçıyan, bu semtlerin taşıdığı ama zamanla görünmezleşen hafızanın, yani kentin sildiği izlerin peşine düşüyor. Fellows'un malzemede biriktirdiği zaman burada mimariye ve şehre kayıyor: iki sergi de aslında 'yüzeyin altında ne kaldığı' sorusunu soruyor.

İki Birmingham, tek hafta

Haftanın belki de en beklenmedik bağlantısı Ankara'da kuruluyor. Kült Salon'daki Vizyonsuz programında gösterilecek The Magic City: Birmingham According to Sun Ra, cazın efsanevi figürü Sun Ra'yı doğduğu şehir üzerinden okuyor. 1914'te Birmingham, Alabama'da Herman Poole Blount adıyla doğan Sun Ra, Afrofütürizmin en erken ve en radikal öncülerinden biriydi. Arkestra topluluğuyla birlikte sahnede giydiği altın ve gümüş metalik kostümler, Mısır başlıkları ve kozmik felsefesi, müziği kadar güçlü bir görsel dil kurdu. İlginç olan şu: Fellows'un yüzeylerine sinen Birmingham İngiltere'de, Sun Ra'nın 'Magic City' dediği Birmingham ise Alabama'dadır. Aynı adı taşıyan iki sanayi kenti, aynı hafta içinde İstanbul ve Ankara'nın sanat gündeminde, metal ve yüzey üzerinden yeniden karşımıza çıkıyor. Gösterimin ardından Metin Paksoy ve Yunus Muti'nin katılımıyla caz, sinema ve Ankara üzerine bir söyleşi de yapılacak.

Türkiye'den bakış

Büyüktaşçıyan'ın peşine düştüğü 'silinen hafıza', Türkiyeli okur için soyut bir mesele değil. Tarlabaşı ve Kurtuluş, bir zamanlar Rum, Ermeni ve Levanten toplulukların yaşadığı, ardından mübadele, varlık vergisi ve göçlerle çehresi değişen semtler. 2010'lardaki kentsel dönüşüm hamleleri Tarlabaşı'nın dokusunu bir kez daha kökten değiştirdi. Dolayısıyla kentin görünmezleşen izleri burada güncel ve politik bir karşılık buluyor, hafıza sanatı İstanbul'da neredeyse doğrudan bir soylulaştırma tartışmasına dönüşüyor. Öte yandan Fellows ile Sun Ra'yı birleştiren metalik yüzey meselesi de bize hiç yabancı değil. Türkiye'nin görsel kültüründe sanayi, hurda ve metal estetiği; oto sanayi sitelerinden tabelacılığa, matbaadan afiş baskısına uzanan geniş bir el emeği geleneğine yaslanır. Metalin üzerine işlenen parlak imge, hem bir nesne hem bir hafıza taşıyıcısıdır. Bu haftanın üç durağı da farklı dillerle aynı şeyi hatırlatıyor: yüzey hiçbir zaman sessiz kalmaz.

İlgili Yazılar